14.11.2014  (Jaipur -> Ajmer -> Pushkar)

Sabah erken kalkıyoruz, çünkü yoğun bir program bizi bekliyor. Her ne kadar hiç aklımızda yoksa da Ajmer ve sonra da  yakınındaki Pushkar'a gitmek için otobüs terminaline gidiyoruz. Otobüs biletlerimizi alıyor ve Ajmer'e gitmek için numarasız koltuklarda kendimize bir yer buluyoruz. 

Kahvaltımızı genelde dışarıda olduğumuzda ilk tercihimiz olan samosa ile yaptıktan sonra yol başlıyor. Şoför yaşlı bir amca ve çok hızlı gidiyor. Hindistan'da bu kadar çok otobüs yolculuğu yaptıktan sonra bundan şikayet etmek çok anlamlı olmasa da bu seferki şoför hem hızlı hem sinirli. Yolun yaklaşık yarısında korkulan şey oluyor; kaza yapıyoruz. Çok şanslıyız çünkü kaza ciddi değil. Bizim amca aceleyle yola çıkmaya çalışırken, yanımızdan hızla geçen tıra sağ aynayı kaptırıyor. Şöför bağırıyor, söyleniyor ve düşüyor mu tırın peşine? Tır önde, biz arkada takipteyiz. Bir süre sonra yakalıyor tırı bizim cevval amca, sonra da olanlar oluyor. Hışımla aşağıya inen şoför amca bir eliyle genç tır şoförünün saçını çekiyor, öbür eliyle bağıra bağıra kendisi göz dağı veriyor.

IMG_1861x

Çevreleri meraklı Hintlilerce sarılmış, biz de camdan ne olacak diye merakla izliyoruz. Arada adamın kulağını da çeken şoför belli ki kırılan aynasının parasını aldıktan sonra rahatlayıp adamı bırakıyor. Şimdi dikkatsiz ve çılgın bir şoförün denetiminde sağ aynası olmayan bir otobüs ile seyahatimize devam edeceğiz! 

 

AJMER

DSCF4895y

Yola hiç bakmamaya çalışarak geçen saatler sonrası nihayet 130 km.lik yolu tamamlıyor, Ajmer'e varıyoruz. Ajmer’i görmek istememizin sebebi Müslümanlar için çok önemli olduğunu duyduğumuz Dergah-ı Şerif'i ziyaret etmek. Hindistanlı Müslümanlar için o kadar kutsal ki dergahı 3 kez gelmek bir kez hacca gitmek kadar değerli sayılıyormuş. 

Bu dergah sufi derviş Muhiddin Çişti'nin türbesi olmasının yanısıra Moğol mimarisinin tüm zarifliğini gösteren kocaman bir de cami de barındırıyor. Moğol imparatoru Ekber Şah'ın burayı defalarca ziyaret ettiği ve içine farklı eserler yaptırdığı biliniyor. Çişti çok saygın biriymiş ve 114 yaşına kadar yaşamış.

Sırt çantalarımızı otobüs terminalindeki emanete bırakıp, bir tuk-tuk kiralıyoruz. Yaklaşık 15 dakikalık bir yolculuk sonrası şoför bizi biz çarşının başında bırakıyor. Dergahta hem kadınlar, hem de erkekler saçını örtmek zorunda. Çarşının başından itibaren eşarp ve takke satıcıları etrafımızı sarıyor ama biz şal ve bandanamızla başımızı örtebilecek hazırlıktayız. Çarşı içinde dergaha doğru yürümeye başlıyoruz. Sağlı sollu bir çok dükkanın arasından geçerken takkeleri ve uzun sakalları ile cuma namazından henüz çıkmış Müslümanları görmeye başlıyoruz.  Bazıları kafalarına renkli ipler bağlamış. Ama en çok dikkatimizi çeken metrekareye düşen dilenci sayısı oluyor!

DSCF4871xx

Genelde bedensel engelli sakat olan dilenciler sokakta ya yuvarlanarak ya da yakınlarının sürdüğü çekçeklerle ilerliyorlar.

DSCF4880xx

O kalabalıkta nasıl üstlerine basılmıyor hayret ediyoruz.

DSCF4886xx

Dilenciler artarken, kalabalık da yoğunlaşmaya başlıyor ve biz dergahın ihtişamlı kapısını görüyoruz.

DSCF4902x

Görüyoruz ama buraya ulaşmak çok zor. Kalabalıkta herkes ayrı telden çalıyor, girenler, çıkanlar, bekleyenler; resmen bir insan seli! Sonra çanta ve fotoğraf makinası sokmanın yasak olduğunu anlıyor ve eşyalarımızı bırakmak üzere bir emanet odasına yönlendiriliyoruz. Ve işte insanlar kalabalıkta nasıl eziliyor artık biliyoruz! Öyle bir izdiham düşünün ki önden ve arkadan yollarını açmak için itenlerin arasında kontrolsüzce dalgalandığınız, karşı koyma girişiminizin yere düşerek ve ezilerek sonlanacağı, ayağından çıkan terliklerini kurtaramayanların terliklerine basarak ilerlediğiniz, yıllar önce Kabe’de yüzlerce insanın ezilerek can verdiği o tatsız günü tüm canlılığıyla hatırladığımız bir kaos! Yaşlıların durumu vahim, bebekler ise annelerine sıkı sıkı sarılmış, ağlıyorlar. Kimi insanlar gülüyor, kimileri ise bizim gibi isyan ediyor ama 10 dakikalık yol sanki saatler sürüyor ve emanet odasına nihayet ulaşıyoruz! İçeride sempatik insanlar karşılıyor bizi, tulumba tatlısına benzer bir tatlı ikram edip  bol bol fotoğrafımızı çekiyorlar. Dergaha girmek üzere onlarla vedalaşıyoruz. Bu arada dergahın kapısına bıraktığımız ayakkabılarımızı bir daha bulamamak çok sinir bozucu olabilir düşüncesiyle ayakkabıları da emanet odasında bırakıyoruz. Allah’tan izdiham yaşanan ana kapıdan değil de yan bir girişten ayaklar çıplak, başlarımız örtülü içeri girmeyi başarıyoruz. 

IMG_0649x      

Her taraftan yayılan gül kokusu dergahta farklı ve etkileyici bir atmosfer yaratıyor. 

IMG_1885x

Çok kalabalık, kimi insanlar oturmuş dua ediyorlar, kimileri Çisti'nin türbesine çiçek bırakma sırasında, kimisi kalabalığa karışmış dağıtılan pilavı kapma derdinde, kimisi ise oturmuş meydanda söylenen ilahileri dinliyor.

IMG_0725x

IMG_0621x

Kadınlar rengarenk sariler içinde, erkekler ise beyaz takke ve kıyafetli. Bizi de birileri yanına çağırıyor ve bir deftere adımızı yazmamızı istiyor. Türbenin farklı noktalarında benzer bir durum söz konusu. Para bağışlamanız isteniyor, bir deftere adınızı, adresinizi ve bağışladığınız miktarı yazıyorlar, görevli tavuskuşu tüyüne benzer bir süpürgeyle kafanıza vurarak sizi kutsuyor ve yaptığınız bağışı onaylıyor.

IMG_1914x

Hindistan’da dinler birbirinden çok etkilenmiş. Hindular, Müslümanlar ve Hristiyanlar birbirlerine benzer ritüeller ile ibadet ediyorlar. Örneğin her üç din de mabet ziyaretlerine avuç dolusu çiçeklerle gidiyor. 

IMG_0683x

Herkes o kadar kendi aleminde ki, çok etkileyici bulduğumuz dergahı uzun uzun geziyoruz. Çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeden gelip, aynı dini bu kadar farklı ritüellerle yaşayanları görmek farklı hissettiriyor.

IMG_0677x

Buradaki Müslümanlar abdest almak için, içinde  gül yaprakları yüzen havuzları kullanıyorlar. 

IMG_0665x

Hint usulü islami hediyelikler satan dükkanlardaki rengarenk tespihler dikkatimizi çekiyor.

IMG_0661x

Günahlarından arınmaya çalışırken psikolojik olarak ayılıp bayılanları izleyip; yoğun ısrar üzerine fotoğraf çektirme ritüelimizi (evet dergahta da devam etti) de tamamlayıp, dergahtan ayrılıyoruz.

IMG_0694x

Şimdiki durağımız dergaha çok da uzak olmadığını bildiğimiz bir Jain tapınağı. Dergahtan çıkışta kendimizi tekrar çarşıda buluyoruz. Onlarca tezgahta gördüğümüz rengarenk şekerlemelerin Ajmer’e has helvalar olduğunu öğreniyoruz. Bir tane deniyoruz, çok yağlı da olsa iyi gidiyor ve nihayet yürüye yürüye Jain tapınağına ulaşıyoruz.

DSCF6416x

Jaininizm, Budizm ile benzer dönemlerde çıkmış bir din. İlk olarak 24 din adamı Jain ismiyle adlandırılmış, son din adamı olan Mahavira bu dini ve felsefesini anlatmaya başlamış. Yaklaşık beş milyon takipçisi ile yalnızca Hindistan'da var olan bu dinde bir yaratıcı yok. Ruhun kurtuluşu için oruç tutuluyor, meditasyon yapılıyor ve mutlak inzivaya çekiliniyor. Mezheplere ayrılan Jainizm’in Digambar mezhebini yalnızca bir manastırda çırılçıplak yaşayan erkekler oluşturuyor. 

Jainizmin en temel prensibi, hiç bir canlıya zarar verilmemesi gerektiği! Savaşa kesinlikle karşı olan Jainler, vejeteryanlar. Yeraltında yetişen ve kökü yenen  patates gibi bitkiler yemeyi de reddediyorlar. Öyle ki hiç bir canlıya zarar vermemek için askerlik ve çiftçilik yapmıyorlar, ağızlarından bir canlı ya da mikroorganizma girip ölmesin diye ağızlarını bir bezle kapatıyorlar, oturacakları zaman olası bir canlıya kaza ile zarar vermemek için oturacakları yeri süpürüyorlar. 

Çok derin bir felsefesi olan bu dinin tapınakları Hindu tapınaklarına benzemekle birlikte onlardan daha süslü olmaları ile ayırt ediliyor. Genelde ticaret ile uğraşan zengin insanlar olduklarından tapınakları da son derece bakımlı.

Altın tapınak da denilen bu mabetin girişinde ayakkabılar çıkartılıyor. İçerisi dik merdivenlerle üst katlara tırmanabileceğiniz ve merkezdeki dev salonda sergilenen dini öğeleri çepeçevre seyredebileceğiniz bir düzenle inşa edilmiş. 

DSCF4924x

O kadar değişik ki! Altın renkli, ince ince yapılmış yüzlerce maket bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor olmalı!! Jainlerin astronomiye ilgileri burada da gözüküyor. Dev maketlerde insanlar, hayvanlar, galaksiler, yıldızlar karmakarışık hikayeleri anlamaya çalışarak geziyoruz tapınağı. Keşke bir rehber olsa da anlatsa bize diye düşünüyoruz ama etrafta bizden başka da kimsecikler yok!,DSCF4941x

Daha fazla oyalanmadan boş bulduğumuz tuk-tuk dolmuşa atlıyor ve Pushkar'a gitmek üzere otobüs terminaline geri dönüyoruz. Hedef günü Pushkar'da noktalamak!