DUBAİ

(2014-10-05 17-00-30)FUJIFILM (1920x1080)x

02.10.2014  (İstanbul -> Dubai)

İlk durağımız sürpriz bir şekilde Dubai oluyor. Aslında ilk durak olarak tüm hazırlık ve hevesimiz Hindistan için olsa da İstanbul – Delhi uçak biletini alırken aktarmaların büyük çoğunluğunun Dubai'den yapıldığını öğrendiğimizde, ikimiz de aynı şeyi düşündüğümüzü fark ettik. Aktarmaların arasını uzatarak hem Dubai'de yaşayan arkadaşlarımızı ziyaret edecek, hem uzun Delhi yolculuğunu iki bölüme ayıracak, hem de Dubai'yi görmüş olacaktık. Ve 2 Ekim gecesi ailelerin katılımı ile uğurlanıp, büyük gezimize bir geçiş noktası olan Dubai'ye doğru yola çıkıyoruz…

03.10.2014  (Dubai)

Dubai; Arap yarımadasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)'ni oluşturan 7 emirlikten birisi. Burası giderken hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz ülke, doğrusu arkadaşlarımıza güvenerek yola çıkıyoruz. Öyle ya, Erge kardeş bizi Dubai Uluslararası Havalimanı'nda karşılıyor. Sabahın 3'ü olmasına rağmen havalimanından dışarı çıkar çıkmaz karşılaştığımız boğucu hava derin bir şaşkınlık yaratıyor bizde. Erge havanın bir süredir daha iyi olduğunu, bundan bir ay önce dışarıda dolaşmanın mümkün olmadığını söyledikçe şaşkınlığımız artıyor. Birkaç ay sonra ise Dubai'nin bunaltıcı havasının yerini tatlı bir ılıklığa bırakacak olduğunu öğreniyoruz. Doğruca evlerine gidip yatıyoruz.

DSCF0084x

Öğleden sonra uyanıp hasret giderdikten sonra Dubai'nin sahil kenarında yer alan turistik noktalarından "The Walk at JBR"a gidiyoruz. Karnımız aç, doğrudan Erge ve Selenay'ın favorilerinden olan Paul Bakery & Restaurant'a gidiyoruz.

DSCF0089x
 
Ekmeğin içinde servis ettikleri meşhur soğan çorbalarını tadıp serinlemek üzere sahile yöneliyoruz. 
 
DSCF0091x
 
Sahil Birleşmiş Milletler gibi. Çimlerin üzerinde koşturan Arap çocuklar, kumlarda bikiniyle güneşlenen Avrupalılar, denizde serinleyen Güney Asyalılar…
 
DSCF0099x
 
Biz de eşyalarımızı bir köşeye yığıp kendimizi denizde buluyoruz. Bir süre sonra hava kararsa da su bir türlü soğumuyor, serinlemek için girdiğimiz denizden bunalarak çıkmak zorunda kalıyoruz.
 
DSCF0121x
 
 
Serinleyemediğimiz denizin acısını AVM'de çıkarmaktan başka çaremiz yok. Malum burası Dubai ve Ekim geceleri bile yeteri kadar boğucu. Erge bizi, onlarca seçenek arasından kendi burgerini yaratabileceğin "Signature Burgers"a götürmekte kararlı. Şatafatlı Ibn Battuta Gate'den geçip Ibn Battuta Mall'a gidiyoruz. Adını 14.yy'da yaşayan Fas asıllı ünlü seyyah ve yazardan alan bu AVM; Mısır, Hindistan, Çin, Endülüs, Pers ve Tunus bölümleriyle ile farklı konseptlerde mimariye sahip. Genelde "expat"ların (BAE'de yaşayan ve çalışan, nüfusun yaklaşık %85'ini oluşturan yabancılar) tercih ettiği Ibn Battuta Mall'ın dev marketinde Erikli su, Pınar sosis ve sucuk gibi yerli ürünlerin yanı sıra Malatya Pazarı, Koton gibi Türkiye menşeli firmaların mağazalarını görmek hoşumuza gidiyor. 
 
IMG_6955x
 
Gecemizi Ergelerin Dubai Marina'ya yakın evlerinde noktalamaya karar veriyoruz. Bu bölgede daha çok Avrupa kökenli orta-üst gelir düzeyine sahip "expat"lar yaşıyor. Konutlar öylesine Avrupalılara yönelik ki, çoğu asansörde 12 ile 14'üncü katlar arasında 13'üncü kat değil 12A katı bulunuyor.
 
IMG_6969xx
 
Bu katta ise genellikle ev değil bina ile ilgili bir tesis yer alıyor. Uzun bir Dubai gecesini yakıcı güneşin doğuşu ile noktalıyoruz.
 
04.10.2014  (Dubai)
 
Genel olarak biz gündüzleri klima serinliği altında uyuyup, gecelerinde günü yaşamak gibi bir yol seçiyoruz. Gündüz, klimasız bir ortamda herhangi bir şey yapmak mümkün olmuyor. Dubai'de su, musluklardan sıcak akıyor, bu nedenle "chiller" denilen, musluk suyunu soğutan sistem kullanıyorlar. Bu şehirde elektrik faturalarından ayrı gelen klima faturasını ödemeseniz bile klimanız kesilmiyor. Öyle ya, bir "expat" olarak klimasız hayatta kalmanız mümkün kabul edilmiyor.

Bizim Dubai'de geçirdiğimiz günler daha çok arkadaşlarla özlem giderme motivasyonuyla olduğundan turistik bazı destinasyonlara gidemiyoruz. Mesela Dubai'ye gidenlerin genelde tadına baktığı, 828 metre uzunluğuyla dünyanın en uzun binası Burj Khalifa (Burç Halife); tüm biletleri tükendiği için ziyaret edemediğimiz yerlerden biri. 

DSCF0151x

Öte yandan dünyanın en büyük AVM'si olarak tanıtılan Dubai Mall'u görme fırsatımız oluyor.

(2014-10-04 19-47-21)FUJIFILM (4000x3000)x

Ağırlıkla Arapların gözdesi olan Sega World'de birkaç eğlenceli deneyimin ardından AVM'yi gezmeye başlıyoruz. Dubai Mall gezmekle bitmiyor. Vapiano'da makarnalarımızı yedikten sonra her yarım saatte bir yapılan fıskiye gösterisini izliyoruz.

(2014-10-04 22-29-39)FUJIFILM (1920x1080)x

Yapay gölette gondol turu yapanlar, el ele tutuşarak yürüyen Pakistan'lı "expat" delikanlılar, gözleri dışında hiçbir yerleri görülmeyen kalabalık Arap kadınlar… Yine bir Birleşmiş Milletler buluşmasındayız. Onlarca farklı hurmanın satıldığı mağazadan dikkatimizi çekenleri satın alıp evin yolunu tutuyoruz. Dubai Mall bizi çok yordu, ertesi gün çölün tadına bakacağız.

05.10.2014  (Dubai)

Öğleden sonra 3'e kadar havanın serinlemesini bekliyoruz. Akşam üstü çöl safarisi yapacağımız araç bizi alacak ve kızıl kumların yolunu tutacağız.
 
DSCF0163x
 
Safari boyunca altışar yolcu taşıyan onlarca jiple çölde yaklaşık 1 saat kadar geziliyor. 
 
DSCF0166x
 
Sonra vaha süsü verilmiş bir yerde Arap kıyafetleri ile fotoğraf çektiriliyor, develere biniliyor, gösteriler eşliğinde yemek yenilip, Bedevi gelenekleri tanıtılıyor. Dansöz gösterisinin yanı sıra "tennure" denilen renkli ve ışıklı bir kostümle mütemadiyen dönen erkek dansöz insanları eğlendiriyor.
 
(2014-10-05 18-09-43)FUJIFILM (1920x1080)x
 
Bir nevi zenne yani.
 
(2014-10-05 18-11-41)FUJIFILM (1920x1080)x
 
Bu turların gece kalmalısı da mevcut ama biz tercih etmeyerek, günübirlik safari turuna katılmakla yetiniyoruz. (Fiyat kişi başı 225 Arap Emirlikleri Dirhemi, yani yaklaşık 140TL).
 
Gecemiz uzun, Cenk'in birkaç arkadaşı daha bayramı Dubai'de geçirenlerden. Ergelerin evinde buluşup hep beraber buluşup "Eid Mubarak" (İyi Bayramlar) diyoruz.
 
IMG_6963x
 
06.10.2014  (Dubai)
 
Nüfusun yaklaşık %15'ini oluşturan yerli Araplar ülkede "Emirati" olarak anılıyor. Erkekleri klasik bildiğimiz Arap kıyafeti olan "kandura" ile paşa paşa ortalarda gezerken kadınları ise "hijab"ları ile onları takip ediyor. Kadınların sosyal hayata katılmasına yönelik pek çok Müslüman ülkeden daha fazla yönetim desteği olan Dubai'de, "Emirati" kadınları resmi görevlerde görebiliyorsunuz. Kaldığımız süre zarfında havalimanındaki pasaport memurları, askerler ve polisler dışında herhangi bir sektörde Arapları hizmet ederken görmüyoruz. Bütün çalışanlar Asyalı; özellikle Hint, Paki, Bangladeşli, İranlı ve Filipinli. Aslında Dubai daha önce gittiğimiz hiç bir yere benzemiyor. O kadar karma bir yer ki, herkes geleneksel kıyafetleriyle koşturuyor, Yaklaşık yarım milyon Batılı "expat"a ise şehrin özellikle şık ve pahalı merkezlerinde rastlanıyor.
 
Öğle saatlerinde Ibn Battuta Mall'da Arap mutfağının klasiklerinden "shawarma"mamızı mideye indirip "bu Dubai'de gökdelen dışında eski bir yerleşim yok mu!" diye arayışa geçiyoruz. Tahmin de edilebileceği gibi bu ülkede tarih şimdilerde yazılıyor. 
 
DSCF0260x
 
Şehrin Kuzeyinde nehir kenarında yer alan "Dubai Heritage Village"i zor da olsa buluyoruz. 
 
DSCF0290x
 
Bütün gün AVM'er dışında görmediğimiz Arap arkadaşları burada ellerinde sopayla, Arap ezgileri eşliğinde dans ederken görmek değişik bir his gerçekten.
 
DSCF0296x
 
Kadınlar kaşları ve ağızlarını kapatan bir aksesuar takarak geleneksel kıyafetler içinde bizdeki lokmaya benzer hamurlar kızartıyorlar.
 
DSCF0319x
 
Müzemsi yerleri öğlen 2'de kapandığı için maalesef biz gezemiyoruz. Bunun dışında bir takım hediyelik eşya satan dükkanları gezip arkadaşımıza arap kıyafeti alıyoruz. Burası o kadar tenha ki bizden başka hiç turist göremiyoruz, dahasi dükkanlar çok boş, satılan ürünler uzun zamandır tezgahta bekledklerinin ipuçlarını tozlarıyla belli ediyorlar. Dubai esnafı kan ağlıyor diye düşünüyoruz. Bu kadar turistik bir yerin ıssızlığı bizi gerçekten şaşırtıyor. 
 
DSCF0330x
 
Çıkışta Dubai'nin sembol AVM'lerinden birisi olan otantik ve estetik "Medinat Jumeriah"a gidiyoruz. Klimasız ve vantilatörsüz bir gecenin bunaltıcı sıcağında İran yemekleri yedikten sonra Erge ile Dubai turu atıyoruz.
 
Dubai'de caddeler çok geniş; gidiş geliş 6-8 şeritli yollarda her tür lüks aracı görmek mümkün. Benzinin litresi yaklaşık 80 kuruş civarı, yani Türkiye'dekinin altıda biri. Bu arada taksiler de bu ucuzluktan nasibini almış, birçok yerde kolaylıkla bulunabiliniyor. Yalnız ıslakken binmek imkansız gibi, kimse taksisine ıslak yolcu almak istemiyor ki bunu bizzat iki gün önce JBR Beach'ten eve dönmeye çalışırken tecrübe ediyoruz. Bu arada otobüs, metro gibi toplu taşıma araçları da son derece kolay ulaşılır, otobüs duraklarının bile klimalı olması çölde yaşanan şatafat nedeniyle bizi şaşırtmıyor.
Bir de yakından tecrübe etmesek de uzaktan bakmakla yetindiğimiz dünyanın ilk 7 yıldızlı oteli olarak tanıtılan Burj Al Arab en çok ziyaret edilen yerlerden biri. Doğal güzelliklerden ziyade insan eliyle yapılan acayiplikleri gördüğünüz bu şehirde, kuş bakışı palmiye şeklinde götülen Palm Jumeriah'a  gövdesinden giriyor tepesine çıkabiliyorsunuz. Bu adada büyük oteller, pahalı rezidanslar yer alıyor. Biz de arabayla bir palmiye turu atıp yolumuza devam ediyoruz.
 
Görüldüğü üzere Dubai'de her şey "en" olma düsturuyla yapılmış; en uzun, en büyük, en pahalı, vb… Bu samimiyetsiz şatafat bize birçok insana geldiği gibi biraz "fazla" geliyor.
 
07.10.2014 (Dubai -> Delhi)
 
DSCF0247x
 
Arkadaşlarımız ile hasret giderdiğimiz, hiç aklımızda olmayan, daha önce gördüklerimize benzemeyen bu ülkedeki kısa seyahatimizin sonuna geliyoruz. Çantalarımızı hazırlayıp büyük gezimiz öncesi bir ısınma turu olan Dubai'den ayrılmak üzere öğleden sonra 2 gibi Dubai Havalimanı'na yollanıyoruz. Ergeler'in misafirperverlikleri ve özlediğimiz muhabbetleri ile geçirdiğimiz güzel zamanlar, bizim için iyi bir başlangıç oluyor. Saat 16'da bizi çağıran Hindistan'a gitmek üzere uçaktaki yerlerimizi alıyoruz.
 

 

Devamı (Hindistan, Delhi) için tıklayınız