Agra

AGRA

DSCF0556xx

12.10.2014  (Delhi -> Agra)

Yaklaşık 4 saat süren bir yolculuktan sonra Agra'dayız. Tac Mahal'i günün ilk ışıklarına saklayıp, ilk olarak  "Baby Tac" olarak da anılan Tomb of Itimad-ud-Daulah (Itimad-ud-Daulah’ın Mezarı)’ı ziyaret ediyoruz.

DSCF0580x

Burası "pietra dura" denilen ve Tac Mahal'de de kullanılan mermer üzerine el kakması tekniğinin ilk kullanıldığı yer. Kraliçe Nurjuhan tarafından babası için 1622-1628 yılları arasında yaptırılmış. Giriş kişi başı 110 rupi. Tac Mahal'e oldukça benzeyen bu yapıyı gördükten sonra yarın yapacağımız Tac Mahal ziyareti için heyecanımız iyiden iyiye artıyor.

DSCF0909x

Agra'da 2. durağımız Mehtap Bagh oluyor. Burası Tac Mahal'i tüm güzelliğiyle görebileceğiniz bir bahçe kompleksi. Bir rivayete göre imparator Şah Cihan’ın bu bahçeyi yaptırırken en büyük hayali, ölümünden sonra gömüleceği, Tac Mahal'in siyah mermerden bir kopyasını yaptırmakmış. Bembeyaz Tac Mahal’in tam karşısında yer alacak olan bu yapıyı, gümüş bir köprüyle Tac Mahal’e bağlayacakmış. İmparatorluğun bütçesini boşa harcadığını düşünen oğlu tarafından tahtan indirilerek Agra Fort (Agra Kalesi)’a hapsedilen Şah Cihan’ın bu fantazisini düşünüp ürperiyoruz. Yalnızca biri bile insanı bambaşka alemlere götürüyorken bir ikincisini hayal bile edemiyoruz.

DSCF0949xx

Saat akşamüstü 5'e geliyor ve acelemiz var çünkü Agra Fort'u yarına bırakmak istemiyoruz. Şoförümüz Bable bugün için kaleyi göremeyeceğimizden çok emin. Bizi önce götürmek istemiyor, ancak o kadar görmek istiyoruz ki ısrarlarımıza dayanamıyor. Maalesef haklı çıkan o oluyor. Dıştan oldukça etkileyici bir kale olan Agra fort, Delhi'deki Red Fort’a oldukça benziyor. Kırmızı kumtaşından yapılmış, devasal bir yer. Özellikle Şah Cihan'ın oğlu tarafından burada hapsedildiği ve ömrünün son zamanlarını geçirdiği biliniyor.

DSCF0962x

Burada da her tür tarihi yerde görmeye alıştığımız yoğun bir Hintli ordusu bizi karşılıyor. Evet Hintlilere giriş çok ucuz, ama gene de tarihlerine ve kültürlerine bu kadar meraklı olmalarıyla bizi şaşırtıyorlar. Bir kaç fotoğraf çekimi sonrası Bable bizi Maya adlı turistik bir Hint restoranına götürüyor. Çok açız, bugünlük lokal bir yerde yemesek de olur deyip içeri dalıyoruz. Güzel ve renkli bir teras ile keyfimiz yerine geliyor. Aynı zamanda pansiyon da olan bu yer bizi biryani ve tavuk tikkası ile oldukça tatmin ediyor. 

Yemeğimizi de yedikten sonra bir ağırlık basıyor, hemen uyumak istiyoruz. Kalacağımız yeri aramaya koyuluyoruz. Hindistan'da bir kaç hosteli daha olan ve Agra'ya yeni açılan Zostel'i buluyoruz (Zostel Hostel, kişi başı ). Tac Mahal için Bable ile sabah 6 gibi sözleşerek, hostelimizin yolunu tutuyoruz. Daha 15 gün önce açıldığını öğrendiğimiz Zostel renkli duvarları ve sevimli çalışanları ile fena bir tercih gibi gözükmüyor, ancak bizden ve acemi çalışanlarından başka kimse yok ve tam olarak faaliyete geçtiğini söylemek zor. Tac Mahal hayalleri kurarak uykuya dalıyoruz.

13.10.2014  (Agra -> Fatehpur Sikri -> Jhansi)

Sabah 5.50'de hostelin parasını ödeyip Bable ile buluşuyoruz. Kendisi bize 100-300 rupi arasında ücretlendirildiğini söylediği bir rehber ayarlamış. Nihayet Şah Cihan ile karısı Mümtaz Mahal’in aşklarının bir sembolü olan Tac Mahal’in yollarına düşüyoruz. Saat 6'yı henüz geçmiş, etraf son derece sakin, sanki birkaç saat sonraki çılgın kalabalık için hazırlık yapılıyor. Hiç sıra beklemeden uzun turnikeleri geçiyor, kişi başı 750 rupilik ücreti ödedikten sonra ikram olarak verilen galoş ve suyumuzu da alarak nihayet Tac Mahal'e ulaşıyoruz.

DSCF0987x

Güzel, çok güzel ve feci etkileyici…

Rehberimiz anlatmaya başlıyor; İmparator Şah Cihan 2. karısı (ilk karısı Türkmüş, onun da yakın bir yerde minicik bir türbesi var) Mümtaz Mahal'a deliler gibi aşıkmış. 17 yıllık evliliğinin başından itibaren devamlı gebe kalıp, çocuk doğuran Mümtaz Mahal, 14. çocuğunu doğururken hastalanıyor ve Şah Cihan'dan  3 şey için söz istiyor. Birincisi, ondan sonra evlenmemesi, ikincisi çocuklarına iyi bakması, üçüncüsü ise adına şatafatlı bir anıt yaptırması. 37 yaşında kaybettiği eşi Mümtaz Mahal’e verdiği tüm sözleri tutan Şah Cihan'ın saçları, rivayet odur ki, bir gecede beyazlamış. Daha sonra ise 20bin işçi, 22 yılda, dört bir yandan gelen yarı değerli taşlar ve mermerler ile bu muhteşem eseri tamamlamış.

Giriş kapısından girer girmez sizi büyüleyen bu beyaz yapının kubbesindeki hilal İslamı simgeliyor, hilalin ortasında göğe yönelen ok ise Allah’ı işaret ediyormuş. Onun da üstünde Arapça "Ekber-i Allah" yazıyormuş. Çevresindeki dört minarenin dışa doğru biraz eğimli olmasının sebebi ise olası bir depremde ana yapıya ve kubbeye zarar gelmesin diyeymiş. Tac Mahal çok simetrik bir yapı, 2 tarafında da birbirisinin aynısı, camii ve konukevi olarak kulanılan kırmızı kum taşından simetrik yapılar bulunuyor. Rehberimiz, özellikle havuza vuran yansımayla birlikte çok estetik fotoğraflar çekilebileceğimizi söylüyor. Gerçekten de çok fotojenik bir yer, nereden çekersen çek çok güzel kareler elde ediyorsunuz. 

DSCF0700x

Girerken verdikleri galoşları kullanma vakti… Hindistan'da da Türkiye’ye benzer şekilde mabetlere girerken ayakkabılarınızı çıkarmak zorundasınız. kimi yerlerde rahatsız olabilecek yabancılar için galoş dağıtılıyor. Tac Mahal de o yerlerden biri. Galoşları geçirip bu sefer Tac Mahal'in içerisini gezmeye başlıyoruz. Mermerilerin içine özenle yerleştirilmiş rengarenk taşların ve mezar lahitlerinin büyüleyici motifleri insanı gerçekten çok etkiliyor. Biraz daha dolaştıktan ve tipik bir turist davranışı olarak pek çok fotoğraf çektikten sonra kahvaltı etmek üzere bir restorana gidiyoruz.

DSCF0999x

Planda kahvatıdan sonra Fatehpur Sikri'ye, sonra da gece konaklayacağımız Jhansi'ye ulaşmak var

 

Devamı (Fatehpur Sikri) için tıklayınız

 

Bir Cevap Yazın