Poon Hill trek

 

POON HILL TREK

DSCF4826x  

01.11.2014  (Pokhara -> Ghandruk)

Himalayalarda bulunan 7000 metrenin üzerinde 14 zirveye ev sahipliği yapan, yaklaşık 55 km uzunluğundaki bir bölgeye verilen isim Annapurna; Sanskritçede  "Hasat Tanrıçası" anlamına geliyor. Bölgenin en yüksek zirvesi Annapurna I, 8.091 metre yüksekliği ile dünyanın onuncusu. Bölge tüm dünyadan yürüyüş ve doğa sporları için gelen onbinlerce turiste ev sahipliği yapıyor. Annapurna’da yürüyüş yapabilmek için resmi izne ihtiyacınız var. 2 fotoğraf, pasaport fotokopisi ve kişi başı karşığında bir gün içinde giriş izni alınabiliyor.

DSCF4350x

Trekking konusunda iddialı olmasak da, Nepal’de trekkinge çıkmadan dönmeyecek kadar ilgiliyiz. Rotamızı, 3 gece, 4 gün olarak Pokhara – Naya Pul – Birethanti – Ghandruk – Ghorapani – Poon Hill – Ulleri ve Birethani'ye geri dönüş olarak tasarlıyoruz. Pokhara ve hatta Katmandu'daki seyahat acenteleri kişilerin sayısına, istedikleri tarih aralığına, yürüyüş hızlarına, konaklama tercihlerine, rehber isteyip istemediklerine göre özel olarak program hazırlayabiliyorlar. Trekking süresi, rota ve kalacak yerlerin kalitesinin değişmesi fiyatları da değiştiriyor. Dilerseniz bireysel olarak izninizi alıp rehbersiz çıkıp tüm konaklama ve yemek giderlerinize kendiniz karar verip harcamalarınızı en düşük düzeye düşürebilirsiniz. Biz özellikle kalacak yer ve yeme-içme kısmını paketimize dahil etmiyoruz. Bize trekking süresince eşlik edecek bir rehber ayarlayarak paketi sadeleştiriyoruz. Ayrıca istenirse yürüyüş boyunca ağır çantaları taşıyacak bir "taşıyıcı (porter, sherpa)" da kiralayabiliyorsunuz.

DSCF3549x

Bu bize çok acaip geliyor. Binbir zorlukla çıktığınız indiğiniz yerlerde yanınızda hem bu işi yapan, hem de kilolarca sırt çantanızı taşıyan birinin olması insanı tedirgin edip, hayatın acımasızlığını sorgulatabilir düşüncesiyle biz kendi çantamızı taşıyabileceğimizi söylüyoruz. Bu maceranın bize harika bir doğa ziyafeti, adrenerjik bir deneyim ve  köy insanlarıyla yaşayacağımız ilginç deneyimler kazandıracak olması dışında ihmal ettiğimiz fiziksel performansımızı da ölçecek olması, bizi ayrıca heyecanlandırıyor.

Daha önce bize uzak olan bu sporu belki de çok sevecek, eve döndükten sonra devam edeceğiz.  Ne de olsa trekking rotalarıyla ünlü yaşadığımız şehirde tek ihtiyacımız olan şey motivasyon! Vakit, yola koyulma vakti.

Sabah büyük sırt çantalarımızı kaldığımız otele bırakıp, yaklaşık 6'şar kg olarak hazırladığımız küçük sırt çantalarımızla yola koyuluyoruz. Çantalarımızda kabaca her güne yetecek kadar tişört, pantalon, yağmurluk, polar sweat-shirt, çorap, iç çamaşırı, güneş gözlüğü, kafa feneri, sabun, tuvalet kağıdı, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar, atıştırmak için kuru meyve ve enerji barları, su filtresi ve sinek kovucu sprey taşıyoruz. Akıllı telefon ve fotoğraf makinelerimiz de yanımızda. İhtiyaç duyulan en önemli şey tahmin de edilebileceği gibi sağlam ve rahat bir çift ayakkabı. Çağla çok üşüyen bir kişi olmasından mütevellit bu listeye ekstra bere ve eldiven de ekliyor. 

Rehberimiz Som sabah erkenden bizi otelden alıyor ve trekkinge başlangıç noktası olan Naya Pull'a doğru yola çıkıyoruz. Yol yaklaşık 1,5 saat kadar sürüyor. Yaklaşık 30 dakika kadar düz ayak yürüyerek Birethanti'ye ulaşıyoruz (rakım 1015m.).

DSCF3536x

Burada çaylarımızı içerek, rehberimizden rotamız hakkında brifing alıyoruz. İlk etap Birethani’den trekking rotasının başlangıcı sayılan noktaya hafif meyilli, görece sıkıcı ve pek özel olmayan stabilize bir yol. 2,5 – 3 saat gibi bir sürede yürünebilen bu yolu biz yaklaşık 1 saat yürüdükten sonra yanımızdan geçen bir köy otobüsüne atlıyoruz. Bir yanı uçurum ile sınırlı tek şerit yolda duraklamalarla yaklaşık 1 saat süren bir  yolculuğun ardından yolun bittiği noktaya ulaşıyoruz. Adrenalin bağımlısı Nepalli gençlerin o yolda otobüsün tepesinde yolculuk etmeleri artık bizi şaşırtmıyor.

DSCF3557x

Yürüyüş noktamıza ulaştığımızda rehberimiz bizi derme çatma bir restorana sokuyor. Farketmesek de acıkmışız. Annapurna Bölgesi’ndeki restoranlar standardize edilmiş menüye sahip, küçük dağ pansiyonları olarak da işlev gören, eğitim almış yerel halkın işlettiği genelde temiz yerler.  Biz sade makarnamızı ve haşlanmış patatesimizi söylüyoruz. En çok korktuğumuz şey yürüyüş esnasında hastalanmak. Bize göre hem en risksiz, hem de besleyici ve lezzetli menü bu. Biraz karbonhidrata doyuluyor ama dağda ihtiyacımız olan da tam olarak karbonhidratların sağlayacağı kolay enerji değil de nedir? Cenk dayanamayıp yörede yaygın olan Tibet sığırı (Yak) sütünden yapılan peynir ile makarnasını lezzetlendiriyor. 

Yürümeye başlıyoruz. Bizimle birlikte yürüyen trekkingcilerin ne kadar çok aksesuarı olduğunu görüp, şaşırıyoruz. Dizlikler, bandanalar, şapkalar ve elbette yürüyüş batonları (hiking  sticks). Bu yardımcı alet özellikle yürüyüşe ritm kazandırmak ve destek olmak için kullanışlı. 

Yaklaşık 3 saat kadar yürüyerek Ghanduruk'a (1950m.) varıyoruz. Kalacağımız yer muhteşem dağ manzarasına sahip, çiçekler içinde, çok sevimli bir dağ oteli (Hotel Gurung Cottage, gecelik kişi başı 300 rupi yaklaşık 7.5TL). Hem sıcak suyu var, hem tertemiz çarşafları. Yavaş da olsa interneti olan bu yer beklentilerimizin çok üstünde. Biraz soluklandıktan sonra, yolun bizi henüz pek de yormadığını farkedip, köyü dolaşmaya karar veriyoruz. Aynı harika manzara eşliğinde, dar patika yollarda arada bizden yol isteyen katırlarla birlikte yol alıyoruz. Bu arada bizden "namaste" lerini esirgemeyen köy ahalisi ve sevimli çocukların fotoğraflarını çekmeyi ihmal etmiyoruz.

DSCF3627x

Burada çocuklar için pek oyun alanı alternatifi yok, anlaşılan o ki onlar da kendierine yeni oyunlar yaratma peşindeler.

 DSCF4442x DSCF4445x  

Nepal’in dağlık vadilerinde farklı etnik gruplardan insanlar bir arada yaşıyor. Gurunglar bu etnik gruplardan biri ve yaşadıkları köylerden biri olan Ghanduruk’ta kültürlerini, yaşam tarzlarını, eşyalarını sergileyip paylaştıkları iki adet müze kurmuşlar. Biz de köyün müteşebbisleri tarafından açılan bu  “Gurung” müzelerini gezmeye karar veriyoruz.. İlk ziyaret ettiğimiz müze, bir zamanların 1000 rupilik banknotunun üzerinde resmi bulunan ev.  Girişteki yaşlı teyze rahmetli eşiyle beraber açtıkları müzeyi çocuklarıyla devam ettiriyormuş. Giriş 75 rupi (yaklaşık 2TL).

DSCF4428x

Gurung kültürünün sergilendiği söylenen, ikinci müzeye doğru yol alıyoruz. Burası da ilkinden farklı değil, günlük yaşama dair bir takım objeler,  eski kap kacaklar, tarım aletleri ve bir kaç eski kıyafetten oluşuyor ve giriş gene 75 rupi.

DSCF4452x

Girişteki deftere adımızı kaydedip, bir süre sonra da bu küçük köyü gezmeye veda edip otelimizin yolunu tutuyoruz. Hava yavaş yavaş kararıp, soğumaya başlıyor. Otelde, battaniye dışında herhangi bir ısıtıcının olmadığı buz gibi bir oda bizi karşılıyor. Sıcak duş alma hevesimiz ise güneş enerjisi ile ısınan suyun artık sıcak olmadığını farketmemizle kursağımızda kalıyor. Fazla oyalanmadan akşam yemeği için siparişimizi veriyoruz. 

Bu arada rehberimiz Som gelip bize kötü bir haber veriyor. Yarından itibaren hiç beklenmedik bir şekilde yağmur yağabileceğini, bütün gün ormanda yürüyeceğimiz için  çok sıkıntı yaşayabileceğimizi, ve belki de rotamızı değiştirsek daha iyi olabileceğini söylüyor. Hava durumunu internetten kontrol ediyoruz, durum net değil. Ormanın ortasında, saatlerce yağmur altında yürüme ihtimali Çağla'nın gözünü çok korkutuyor. Rehberden yeni rota için biraz zaman isteyip, keyfimizin kaçmasına izin vermeyerek akşam yemeği için yerimizi alıp bir Everest iki bardak söylüyoruz. Bu dağ köylerinde hem kahvaltıyı, hem de akşam yemeğini kaldığınız pansiyonda yemeniz bekleniyor. Yani pansiyon sahipleri oda fiyatından ziyade yemeklerden kar ediyor. Menüler Annapurna bölgesindeki turizm girişimcilerinin bağlı olduğu dernek tarafından standartize edildiğinden yemekler hemen hemen tüm restoranlarda aynı. Biz de bir Nepal klasiği olan “dal bhat”ımızın yanında körili tavuğumuzu yiyip odamızın yolunu tutuyoruz. Sabahki hava durumuna göre hangi rotadan gideceğimize karar vereceğiz.

02.10.2014  (Ghandruk -> Ghorapani)

Sabah 6 gibi kalkıyoruz, odamızdan görünen manzara sabahın berraklığıyla muazzam!

DSCF4469x

Hava bize hiç de kötü gözükmüyor, hava durumu da rotamızda yağmur yağma olasılığını % 30'larda  gösteriyor ve Cenk'in yoğun ısrarlarıyla risk almaya karar veriyoruz. Bu noktada Çağla belki de tüm gezi boyunca ilk ve tek kez kullanabileceği  yağmurluk pançosunu getirmediğine hayıflanıyor ama nafile.

Kararımızı rehberimiz Som'a açıklayınca nedense yüzü düşüyor, diğer rotalardaki manzaranın da Poon Hill'e çok benzediğini, istersek yolumuzun üstündeki sıcak su kaynaklarında yüzme ihtimalimizin de olduğunu, bu rotada yağacak olası bir yağmurun bizi çok hasta edebileceğini uzun uzun anlatıyor. Kararımızda ısrar ediyoruz. Yapacak bir şeyi yok, Poon Hill'e doğru yola çıkıyoruz.

DSCF4515x  

Verdiğimiz bu kararla gezimizin yaklaşık 8 saat sürecek güzergahı da başlamış oluyor. Ormanın içinden tabir-i caizse dere tepe düz gidiyoruz.

DSCF4540x

Yol çok dik, basamaklar genelde tırmanış gerektiriyor. Yaklaşık 4 saat kadar yürüdükten sonra öğle yemeği için mola veriyoruz. Klasik öğlen menümüz makarna + patatesi büyük bir iştahla mideye indirip yolumuza devam ediyoruz. Bu arada rehberimiz Som ısrarla bir taşıyıcının bizi çok rahatlatabileceğini, çantalarımızın 6 kg bile olsa, bir süre sonra daha da ağır geleceğini, istersek tanıdıklarını şu an hemen araması gerektiğini, yoksa çok geç olacağını söyleyip duruyor. Yolda bir çok taşıyıcı görüyoruz. O kadar enteresan bir taşıma şekilleri var ki, kilolarca ağırlığı kafalarından aldıkları destekle taşıyorlar. Bunun hayatımızda gördüğümüz en meşakkatli işlerden biri olduğunu düşünüyoruz. Kan ter içinde o tepeleri tırmanırken bir de sırtımızda kilolarca ağırlığı taşımanın düşüncesi bile insanı yoruyor. Bu arada rehberin dediğine göre taşıdıkları yükün ağırlığı aldıkları ücreti değiştirmiyormuş. Taşıyıcılar genelde yabancı dil bilmeyen genç Nepalli erkeklerden oluşuyor, burada kadınların da inşaat işinde amele gibi çalışmalarını gördükten sonra kadın taşıyıcılar da görmek şaşırtıcı olmazdı doğrusu. Taşıyıcılar, eskiden şerpa adıyla anılıyorlarsa da Şerpalar Nepal’de yaşayan ve taşıyıcılık hizmetini dağcılık literatürüne kazandıran etnik grubun ismi olduğundan şimdilerde bu kişilere direkt olarak taşıyıcı (porter) deniliyor. Som'un komisyon kaygılı ısrarlarına karşılık biz de son kez porter istemediğimizi yineliyor ve konuyu kapatıyoruz.

DSCF4970x

Bizi bir başka şaşırtan durum da, kendi ülkemizde hiç de alışık olmadığımız 50 yaş üstü insanların trekkinge olan ilgisi ve sevgisi oluyor. Tam nefesimiz kesilmiş, kan ter içinde soluklanalım diye bir yer ararken, 50 – 60 yaş üstü yaşlı kuşağı yanımızdan hoplaya zıplaya geçerken görmek biraz sinir bozucu da olsa, insanı motive ediyor doğrusu.

Arada çay molası verip, içimizdeki harareti bastırmaya çalışarak yürüyüşümüze devam ediyoruz. Rehberimiz nedense hiç su içmiyor. Acaba bu işte bildiği bir şey mi var deyip neden su içmediğini soruyoruz. Cevabı susamadığım için içmiyorum olunca, lıkır lıkır sularımızı içmeye devam ediyoruz. Bu arada yüksek irtifada çevreyi korumak amacıyla plastik şişelerde su satışı yapılmıyor. Dağ evlerinde şişesi 50 ila 70 rupiye kendi filtreleriyle temizledikleri içme suyunu satın alabiliyorsunuz. Cenk gelmeden önce ters ozmos sistemi ile parmak gücü dışında hiçbir gideri olmadan çalışan su filtrelerinden aldığı için biz çeşme suyundan içme suyumuzu çıkarıyoruz. Bu yorucu etapta toplamda 1600m tırmanıp 750m iniyoruz. Binlerce basamaktan sonra 8.5saat içinde 2000m’deki Ghandruk’tan 2750m’deki Ghorepani’ye ulaşıyoruz. İki-üç bin metre yükseklikte içine girdiğimiz doğa ve manzara tüm yorgunluğumuzu unutturacak cinsten. Havanın kararmasına yakın mavi çatılı köydeki otelimize yerleşiyoruz.  

Burası beklediğimizden çok daha küçük bir köy, keza kalacağımız dağ oteli de. Hatta öyle ki odada elektrik prizi yok ve salondaki prizi kullanmak için ekstra ücret talep ediliyor. Sonradan bizzat rehberimizin kendisinden, Ghoropani'nin  aşağı ve yukarı diye ikiye ayrıldığını, bizi  – muhtemelen anlaşması olduğu için – sormadan merkezden uzaktaki Aşağı Ghoropani'deki bu minik konukevine getirdiğini  öğreniyoruz (gecelik kişi başı 200 rupi, yaklaşık 5TL). Doğrusu biraz kızıyoruz, çünkü burası hem Poon Hill'e  daha uzak, hem de diğer yerdeki muhteşem dağ manzarası yok!  Neyse tek derdimiz bu olsun diyerek  bu sefer fazla oyalanmadan hemen sıcak bir duş alıp, salondaki sobamızın yanında kurumaya çalışıyoruz. Hava gerçekten çok soğuk, ertesi gün sabah 4.30'da yola koyulup Poon Hill'de güneşi doğuracağız. Yemeğimizi de yedikten kısa bir süre sonra "buz gibi odada bere ve eldivenlerle uyuma keyfi" için odamızın yolunu tutuyoruz.

03.10.2014  (Ghorapani -> Poon Hill -> Ulleri)

Sabah 4.00 gibi, dondurucu ayazda uyanıp, hazırlanıyoruz. Yaklaşık 500 metre yükselene dek basamak çıkacağız. Üst üste kıyafetlerimizi giyiyor, kafa fenerimizi takıp yola koyuluyoruz. Hava henüz karanlık, ara ara yol bizim gibi erkenden kalkmış meraklıların fenerlerinden çıkan ışıklar ile aydınlanıyor. Yolun ilk 10 dakikasında Çağla'nın şekeri ve tansiyonu düşüyor ancak neyse ki yanımıza aldığımız kurutulmuş kızılcıklar ona kan oluyor, can oluyor. Toparlanıp kaybettiğimiz zamanı telafi etmek istercesine ortalığı toza dumana buluyor.Ve başarıyoruz, 3210 metre yükseklikteki Poon Hill'de muhteşem Himalaya manzarasıyla güneşi doğuruyoruz.

 DSCF4643x

Rehberimiz, görünen dağları işaret ediyor;  Annapurna III ve Annapurna Güney, Dhaulagiri ve Machhapuchhare (Fish Tail, Balık Kuyruğu)’nin zirvesine güneş bulunduğumuz noktadan erken doğuyor.

DSCF4648x

Poon Hill’den Everest'i göremiyoruz ama gördüklerimiz bize yetiyor. Herkes gibi onlarca fotoğraf çekip, seke seke kahvaltı etmek üzere otelimizin yolunu tutuyoruz. 

DSCF3772x

Kahvaltıdan sonra hedefimizde 2070 metre yükseklikteki Ulleri denilen köye inmek var. Rotamız bir önceki güne göre çok kolay. Sık sık mola vererek köye akşam olmadan ulaşıyoruz. Gene minik ama bu sefer, anahtarında da yazılı olduğu üzere "nice view"lı odamızın bulunduğu otelimize yerleşiyoruz (Gecelik kişibaşı 300 rupi, yaklaşık 7.5TL).

DSCF4817x

Otel Çinliler tarafından işgal edilmiş durumda. Ayın aydınlattığı güzel terasında zor da olsa bir yer bulup  dal bhat (bu arada rehberimizden önemli bir ayrıntı öğreniyoruz, şöyle ki tüm Nepal'de ne zaman dal bhat söylersen sınırsız pilav, mercimek ve sebze ekletebiliyormuşsun) ve Tibet mantısı “momo”muzu afiyetle yiyip, odamıza çekiliyoruz.

04.10.2014  (Ulleri -> Pokhara)

Sabah 7 gibi kalkıp, aydınlık gözle daha bir güzelleşen manzara eşliğinde son günün rehaveti  ile yavaş yavaş kahvaltımızı yapıyoruz. Bugün neredeyse hiç tırmanmak yok! Uzun bir iniş sonrası 2.5 saatlik patika yol ile yürüyüşü noktalayacağız.

Bugün yol tırmanış içermediği için bize önce kolay geliyor. Ancak yolun gölgeden yoksun olması öğle güneşinin tüm kavuruculuğunu ensemizde hissettiriyor. Günlerdir zorlanan dizlerimizin ağrısı ayakkabanın vurduğu yerlerin acısı ile halvet olup bizi yormaya başlıyor. Yol süresince bizi, zaten tırmanışımız esnasında sürekli bizimle olan yük taşıyan emektar katırlar, insanlar ve okula giden çocuklar hiç yalnız bırakmıyor.

DSCF4862x DSCF4847x DSCF4840x

Yol sonlara doğru köylü kadınların sattığı muz ve “guava”larla tatlanıyor ve 9.30 gibi çıktığımız yolu yaklaşık öğleden sonra 3 gibi tamamlıyoruz.

DSCF4953x

Önce Birethanti'ye ulaşıyor, trekking alanından resmi çıkış yapıyor; yarım saat daha yürüyüp bizi Pokhara'ya götürecek aracı beklemeye başlıyoruz. Mutlu ve yorgunuz…

DSCF4956x

Kahvaltıdan beri hiçbir şey yemediğimizden çok açız. Planladığımız etabı bitirmiş olmanın coşkusunu özel bir yemekle kutlamak niyetindeyiz. Ne dal bhat, ne momo, ne makarna, ne de biftek. Şu an ne varsa Coşkun Abi’de  var deyip, soluğu Türk restoranı Merhaba'da alıyoruz. 

Önden buz gibi karabiberli tuzlu ayranlarımızı içip, İskender kebap ve mantımızı birer duble rakıya katık ediyoruz. Coşkun Abi’nin bol kepçe porsiyonları sonrası sürünerek de olsa otelimize ulaşıyoruz.

Bu akşam için kafamızda tek bir şey kaldı. Otele kirli çamaşırları verip, daha önceden randevu aldığımız dövmeciye gidiyoruz. Cenk gezimizdeki ilk ama belli ki son olmayacak dövmesini yaptırıyor. Sonuçtan gayet memnun, odamıza dönüyor, kendimizi uykuya teslim ediyoruz.

 

POKHARA

05.11.2014  (Pokhara)

Sabah hem yoğun yürüyüş programımızın yorgunluğunu atmak, hem de Nepal’deki geri kalan günlerimizin ve Hindistan'a dönüşümüzün planını yapmak için bir süre otelde kalıyoruz. Akşamüstü Pokhara’da aklımızda kalan son yerleri ziyaret edip Fewa Gölü’nün ünlü balığını tadacağız. Yanında rakı olmayacağını bilsek de balığı çok özledik ve bir an önce akşam olsun istiyoruz.

Kuru ağırlığı üzerinden kilogramı 2.5TL’ye çamaşırlarımızı yıkamaya verdikten sonra yarınki programı kesinleştirmek için daha önce anlaşmaya vardığımız Adam Tours & Travels’ın yolunu tutuyoruz. Acentadaki görevli trekking’e bir gün geç gittiğimiz için daha önce seçtiğimiz otelin dolu olduğunu ve farklı bir yerde konaklayacağımızı söylüyor, yapacak bir şey yok. Plan şöyle; sabah 7'de otobüs terminaline gidecek, Katmandu otobüsüyle 3-4 saatlik bir yolculuk sonrası Fishling'de ineceğiz ve Trishuli Nehri boyunca yaklaşık 2 saat rafting yapacağız. Akabinde üstümüzü değiştirip öğle yemeğimizi mideye indirecek, Chitwan’a seyreden halk otobüsüyle hedefimize ulaşacağız.

Programı netleştirdikten sonra, bize Nepal’i hatırlatacak minik bir heykelcik (kırmızı bir stupa), bir kaç batik el işi tişört ve buraya has askılı küçük bir çanta alarak alışveriş zevkimizi tatmin ediyoruz. Akşam da özlemini çektiğimiz balık ziyafeti ile yarınki yoğun programımıza kendimizi hazırlayıp, erkenden dinlenmeye çekiliyoruz.

 

 

Devamı (Chitwan) için tıklayınız

 

Bir Cevap Yazın