17.12.2014  (Anradhapura -> Dambulla)

DAMBULLA

Sri Lanka pop müziklerinin tüm yolculuğumuz boyunca bize eşlik ettiği süslü otobüsümüzle yaptığımız yolculuğumuz, 2 saat sonunda Dambulla'da son buluyor. 

DSCF0566-001x

İnternetten bulduğumuz otel, otobüsten indiğimiz noktadan 10 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde olduğundan tuktuksuz otelimize ulaşıyoruz. Eşyalarımızı yerleştirip, kısa bir dinlenme sonrası soluğu mağaralarda almak üzere bir tuktuka atlıyoruz. Dambulla Mağaraları’nın girişinde Altın Dagoba ile dev bir Buda heykeli bizi karşılıyor.

DSCF9744x

Giriş kişi başı 1500 rupi. Dev Buda heykelinin ayakları arasında dünyadaki diğer Budist ülkelerden toplanan Buda heykellerinin sergilendiği bir müze konumlanıyor. Müzeyi gezip, yukarı tırmanmaya başlıyoruz.

DSCF9864x

Mağara tapınaklarına merdivenlerle 15 dakikada ulaşılıyor, içeri ayakkabılar çıkarılarak giriliyor. Koca bir kayanın içine oyularak yapılmış, yan yana 5 tane mağaradan mütevellit bu kutsal alanı gezmeye başlıyoruz.

DSCF9823x

İçinde küçüklü büyüklü 153 adet Buda, Hindu Tanrıları Vishnu ve Ganeş ile dönemin Sri Lanka kralının 3 heykelinin yanı sıra duvar süslemeleri bulunuyor.

DSCF9769x

Her mağaranın içinde farklı büyüklükteki heykelleri ve duvar resimlerini incelemeye koyuluyoruz.

DSCF9800x

Özellikle, mağaraların girişinde duvarlara "tapınak koruyucuları" benzeri işlenen heykeller dikkatimizi çekiyor.

DSCF9793x 

Bu arada mağaraların bulunduğu noktadan görünen manzara görülmeye değer.

DSCF0656-001x

Uçsuz bucaksız, yemyeşil manzaranın tadını çıkarıp havanın kararmasına yakın Dambulla'ya veda ediyoruz.

DSCF9883x

Akşam yemeğini yemek üzere otelin yakınındaki yerel bir hamburgerciye gidiyoruz. Dönüşte yağmurdan sırılsıklam bir halde odamıza dönüyoruz. Gece yağmuru dinleyerek günü sonlandırıyoruz. Sabah çok merak ettiğimiz Sigiriya'ya gideceğiz.

18.12.2014  (Dambulla -> Sigiriya -> Dambulla)

Sabah erkenden kalkıp Sigiriya'ya gitmek üzere bir halk otobüsüne atlıyoruz (kişi başı 42 rupi).

SİGİRİYA

DSCF0061xx

1 saati biraz aşan yol sonrası sabah 8 gibi otobüsten iniyoruz. Sigiriya "Aslan Kayası" anlamına geliyor. Geniş bir platonun ortasında 200 metre yükselen doğal bir kayanın çevresinde ve üzerindeki bu yerleşkenin; Kral Kaspaya'nın kardeşinin saldırılarından korunmak için MÖ 400'lü yıllarda inşa ettirildiği düşünülüyor. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Sigiriya, yüzyıllar öncesine ait antik freskleri ve su bahçeleriyle de biliniyor.

Otobüsten inip toprak zeminli 1.5 km'lik yolu kat ettikten sonra ulaştığımız yerleşkeye girişte verdiğimiz adam başı 3800 rupi (), bizi üzüntülerden üzüntülere gark ederken, vakit kaybetmeden bölgeyi gezmeye koyuluyoruz. 

Dümdüz bir platonun ortasında, iki taraflı muhteşem bahçelerin arasından geçerken iki yüz metrelik dev bir kütlenin birden karşınıza çıkıyor olması zaten başlı başına çok etkileyici.

DSCF0695-001x

Sabahın erken bir vakti olması ve malum hava durumu sebebiyle yapının tepe noktasının sislerle kaplı olması bu kütleyi daha da etkileyici kılıyor.

DSCF9893x

Arada hafif hafif çiseleyen yağmura aldırmadan dik basamakları çıkmaya başlıyoruz.

DSCF0740-001x

Yukarılara çıkıldıkça daha da güzelleşen manzarası ve güzergahın yeşil tabiatı sebebiyle yolun nasıl geçtiğini anlamıyoruz.

DSCF9930x

Kayaya ulaştığımızda yalnız tek kişinin çıkabileceği spiral merdivenler yardımıyla meşhur fresklere ulaşıyoruz. Bu freskler ellerindeki tepsilerde ikramlar olan yarı çıplak kutsal kadınları resmediyor.

DSCF0711-001x

Kimi meyve, kimi çiçek tutan kadınların renkleri halen çok canlı görünüyor. Özellikle kadınların aksesuarlarındaki detaylar gayet ayrıntılı seçilebiliyor.

DSCF9912x

Günümüze kadar neredeyse hiç bozulmadan ulaşmış bu fresklerden sonra sırada "mirror wall (ayna duvar)" var. Yaklaşık 50m. uzunluğundaki bir duvar boyunca freskler hakkında 6 ve 14. yüzyıllar arasında yazılan duvar yazıları bulunuyor.

DSCF0793-001x

Dillerin gelişimi ve değişimi hakkında bilgi veren bu duvar yazılarının bir kısmı özenle yazılmış şiirlerden oluşuyor.

DSCF0792-001x

Sigiriya'ya adını veren aslan pençesi heykelleri ile başlayan dik merdivenlerden, kayanın zirvesine tırmanmaya devam ediyoruz.

DSCF9919x

Hava çok rüzgarlı ve her an yağmur yağacak izlenimi gözümüzü korkutsa da ortalık sakin. Henüz tek tük ziyaretçi olduğundan, dar ve dik merdivenlerden en tepeye kadar tırmanışımız zor olmuyor. Nihayet kayanın en tepesine vardığımızda hem 360 derecelik muhteşem manzara, hem de mutlak sessizliğin verdiği haz anlatılamaz.

DSCF0764-001x

Buranın bir zamanlar meditasyon amacıyla rahipler ve soylular tarafından kullanılıyor olmasına şaşırmamak lazım diye düşünerek ortamın tadını çıkarıyoruz. 

DSCF0773-001x

Bu arada hava bize bir güzellik yapıyor ve güneş yüzünü gösteriyor. 

DSCF9943x

Dönüş vakti geldiğinde hiç tahmin etmediğimiz bir kalabalık da akın akın Sigiriya'ya ulaşmaya başlıyor.

DSCF0785-001x

Sabahki boşluğu "girişi bu kadar pahalı yaparlarsa kimse gelmez tabi"  şeklinde speküle etmenin çok doğru olmadığını farkedip, yavaş yavaş çıkışa doğru ilerlerken bize maymunlar, dev kertenkeleler, cılız köpekler ve karıncalar eşlik ediyor.

DSCF0051x

Çıkıştaki müzeye de uğrayıp, eve mi Pollonaruwa'ya mı gideceğimizin kararını vermek üzere otobüs durağına yürümeye başlıyoruz. 

Hem Çağla'nın şifayı kapmak üzere olması, hem kapkara yağmur bulutlarının gökyüzünü kaplaması, hem de girişinin çok pahalı olması (adam başı 3200 rupi, yani 25 USD) sebebiyle Pollonaruwa’ya gitmemeye karar veriyor ve halk otobüsüne atlayıp, soluğu otelimizde alıyoruz. Kapıdan girdikten çok kısa bir süre sonra dışarıda olmadığımıza şükrettiren feci bir yağmur başlıyor ve biz yağmurun sesiyle odamızdaki yemyeşil manzaranın keyfini çıkarmaya bakıyoruz.

19.12.2014  (Dambulla -> Kandy)

Sabah Çağla tahmin ettiğimiz üzere halsiz kalkıyor. Otelde kahvaltımızı yapıp, Kandy'e gitmek üzere otobüse atlıyoruz.