19.12.2014  (Dambulla -> Kandy)

KANDY

Hava yine yağmurlu. 3 saat kadar sonra eski başkentlerden Kandy'deyiz. İlk işimiz tren istasyonuna gidip yarın gitmeyi planladığımız Nuwara Eliya için bilet bakmak oluyor. Her zamanki gibi geç kalmışız, yarın sabah tekrar uğrayın diyor gişedeki görevli. Kalacağımız oteli önceden ayarlama fırsatı bulamadığımızdan istasyona geldiğimiz tuktukun şoförüne güveniyor ve tekliflerini soruyoruz. Şansımıza götürdüğü kolonyal mimari örneklerinden tek katlı villa tipi sevimli pansiyonu çok beğeniyor ve hemen yerleşiyoruz. Pansiyonun sahibi kadın bize kesinlikle camı açık unutmamamızı, buradaki maymunların hırsızlık yapabileceklerini anlatıyor. Biz de artık alıştığımız bu uyarı sonrası pencereleri kilitleyip, Kandy'i keşfemek üzere dışarı çıkıyoruz. 

Pansiyondan 1 dakika yürüdükten sonra Kandy'nin meşhur yapay gölüne ulaşıyoruz. 1807’de inşa edilen ve Kandy’nin simge yapılarından olan bu göl, çevresindeki ağaçlar ve yürüyüş yollarıyla huzur veriyor.

DSCF0863-001xGüpegündüz gelen çığlık benzeri seslere anlam veremeyip kafamızı kaldırdığımızda; her birinin dallarından yüzlerce yarasa sarkan ulu ağaçları fark ediyoruz.

DSCF0078x

Ancak gölün çevresinde sadece yarasalar değil çeşit çeşit kuşlar, maymunlar, kazlar ve ördekler de var.

DSCF0879-001x

Kandy'nin en önemli özelliklerinden biri de Buda'nın kutsal dişinin saklandığı “Temple of the Sacred Tooth Relic"'in burada bulunuyor olması. Günde 3 kez olmak üzere "tevava" denilen seremoniler eşliğinde kapalı kapılar açılıyor ve kutsal dişin saklandığına inanılan altın “dagoba” heykelciği insanlara gösteriliyor. Biz 18:30'daki “tevava"yı yakalamayı planlıyoruz. 

Saat 17’den 18’e Sri Lanka geleneksel danslarının ve gösterilerinin sergileneceği bir şova bilet alıyor ve kutsal dişin saklandığı tapınaktaki diğer yerleri ziyaret etmek üzere kutsal alana gidiyoruz. 

DSCF0113x

Hava zaman zaman açsa da genelde yağmurlu, hatta çok yağmurlu! Pazarlık sonrası bir rehber kiralıyor, ayakkabılarımızı emanetçiye bırakıp tapınağı gezmeye koyuluyoruz.

DSCF0156x

İçeride portakal renkli kıyafetleriyle bir çok Budist rahip de hazır bulunuyor.

DSCF0945-001x

Rehber bize Budizmin kesinlikle bir din olmadığını, bir yaşam felsefesi olduğunu anlatıyor. Buda'nın çok saygıdeğer bir insan olmasından mütevellit bu kadar insanı peşinden sürüklediğini, kendisini bir peygamber gibi kabul etmediklerini söylüyor.

Buda'nın heykellerinin önünde Buda’ya sunulan rengarenk çiçeklerin dünyadaki farklı insanları temsil ettiğini; hangi dinden olursa olsun dileyen herkesin Buda’ya saygısını gösterebileceğini vurgulayan rehbere "peki bu diş meselesi de nedir böyle?" diye soruyoruz. 

DSCF0308x

Efsaneye göre, Buda ölünce yakılıyor ve yananlardan geriye sadece bir diş kalıyor. Buda’nın sıkı takipçilerinden prenses Khema bu dişi alıp saçının topuzuna saklıyor ve hürmet göstergesi olarak kralına veriyor.

DSCF0139x

Bundan sonra dişe kim sahip olursa toprakların sahibi de o olacak şeklindeki bir inanç sebebiyle savaşlar yapılıyor, insanlar ölüyor. Diş bir çok kralın eline geçiyor, bir çok şehir değiştiriyor. Her başkent değiştiğinde dişi muhafaza etmek için yeni bir mabet inşa ediyorlar. Son olarak diş buraya, Sri Dalada Maligawa'ya getiriliyor. 

Rehber bize bu dişe tapmadıklarını, sadece Buda'dan bir parça olduğu için derin bir hürmetle ona saygı gösterdiklerini ve bunun da Buda'ya olan bağlılığı hatırlattığını söylüyor. 

Daha sonra dünyanın farklı ülkelerinden getirilen Buda heykelleri ile çevrili büyükçene bir oturan Buda heykelinin olduğu, tüm duvarlarında da Buda'nın yaşamının resmedildiği Alut Maligawa'ya geçiyoruz. DSCF0149xBuranın girişindeki ay taşı bizi karşılıyor. Bu arada yağmur hızını o kadar arttırıyor ki, neredeyse sırılsıklamız! 

DSCF0143x

Öldükten sonra ulusal miras ilan edilip, içi doldurularak cam bir bölmede sergilenen bir filin yanına uğruyoruz. Bu fil yıllar boyu törenlerde Buda’nın dişinin saklandığı altın “ dagoba” heykelini taşımış. Hızla tapınaktan ayrılıyoruz çünkü biletlerini almış olduğumuz gösteri başlamak üzere!

Yağmur altında koştura koştura mekanı bulup yerimizi alıyoruz. Sri Lanka danslarından kesitler sunulan gösteri; geleneksel kıyafetler içinde "Magul bera" isimli seromonide kullanılan davullarla birlikte başlıyor.

DSCF0173x

Gösteride, Sri Lanka'nın meşhur çaylarına atıfta bulunulan bir dansa da yer verilmiş. 

DSCF0208x

Rengarenk geleneksel kıyafetler ve farklı tasarımlı şapkalarla yapılan senkronize dans, özellikle ilgi çekiyor.

DSCF0265x

En çok alkışı alan danslardan biri Sri lanka maskeleriyle yapılan oluyor.

DSCF0189x

Akrobatik hareketlerde sınır tanımayan dansçılar gösteriye heyecan katıyor.

DSCF0221x

Gösterinin bir kısmında ışıklar kapatılarak, ateşle bir takım hareketler yapılıyor.

DSCF0990-001xx

En son gösteride ise arka taraftaki seyirciler sahneye davet ediliyor ve ateşte yürüme şovu ile gösteri son buluyor.

DSCF0283x

Sırayla Sri Lanka danslarından kesitler sundukları gösteri sonrası tekrar kutsal dişin bulunduğu yere gidiyor ve “tevava"yı izlemek üzere kalabalığa karışıyoruz.

DSCF0291x

Sert bir şekilde çalınan geleneksel davullar eşliğinde, önünde herkesin getirdiği rengarenk çiçeklerin olduğu bir platformun iki yanında Budistler ayrı, yabancılar ayrı sıraya giriyor.

DSCF0311x

Bir kısım Budist ise beyaz kıyafetleri ile kutsal dişin bulunduğu kapının tam karşısında oturtuluyorlar.

DSCF0303x

Hatırı satılır bir bekleyiş sonrası bir odanın kapı eşiğinden içeriye 1 saniyeden kısa bakmamıza izin veren bir görevlinin iteklemeleri ile kutsal dişin saklandığı üzeri pırıl pırıl taşlarla süslü, altın rengi “dagoba” şekilli heykelciğe şöyle bir bakıp, kendimizi dışarı atıyoruz. 

DSCF0339x

En kötüsü ise o kadar hazırlandığımız halde son anda görevlinin fotoğraf çekmemize izin vermemesi oluyor. Hemen yakınlardaki bir alışveriş merkezinde bir şeyler yiyip, canlı müzikle eğlenen gençleri izliyor ve otelin yolunu tutuyoruz.

DSCF1047-001x

20.12.2014  (Kandy -> Nuwara Eliya)

Sabah erken kalkıp tren istasyonunun yolunu tutuyoruz. Amacımız çay bahçeleri ve muhteşem doğasıyla ünlü Nuwara Eliya bölgesine gidecek meşhur trende bir yer bulabilmek! Hava yine yağışlı ve bindiğimiz tuktuk şoförü bu dönemde aslında yağmur beklemediklerini, kendilerinin de bu işe şaşırdığını anlatıyor. 

Tren istasyonu kalabalık ve biz ne birinci ne de ikinci sınıfta koltuk bulabiliyoruz. Hindistan’dan farklı olarak Sri Lanka’da ikinci sınıfta tren biletinin bitmesi gibi bir durum söz konusu değil. Trenler koltuk biletleri satılmış olsa da sınırsız ayakta yolcu alabiliyor. Sınırsız ayakta yolcu alan vagonlarda sınırlı sayıda, kişiye ait olmayan koltuklar bulunuyor. Trenin doluluk durumuna göre boşalan koltuklara ayaktaki yolcular oturabiliyor. Yer garantiniz olmayan ikinci sınıfın biletleri, yerinizin belli olduğu ikinci sınıfa kıyasla son derece ucuz. Hindistan’da da koltuksuz olarak binebiliyorsunuz ancak bu durum kolay kolay cesaret edilebilecek bir şey değil.

20 dakikalık bir gecikme sonrası trenimiz perona yanaşıyor. Sırt çantalarımızla yeteri kadar atik davranamıyor ve ayakta kalıyoruz. Öyle gözüküyor ki yol tahminimizden daha uzun sürecek.