20.12.2014  (Kandy -> Nuwara Eliya) 

Ayakta kalakaldığımız tren yolculuğunda, çantaları bulduğumuz boşluklara bir yerlere sokup, yolun ve manzaranın tadını ayakta da olsa çıkarmaya çalışıyoruz.

DSCF0414-001x

Bu sırada bir Çinli Cenk’e rezervasyonlu bölgeden ekstra bileti olduğunu söylüyor. Bu alanla, bizim ayakta beklediğimiz yer arasında sadece cam bir kapı var. Cenk kaptığı bileti Çağla'ya veriyor. Çağla bir çok boş koltuğu olan yerlerin biletli olduğu ikinci sınıf vagona gittiğinde görevliye yanındaki boş koltuğu gösterip koltuğun sahibi gelene kadar Cenk'in de oturup oturamayacağını soruyor. Cevap olumsuz. Aradaki cam kapıdan iletişim kurma çabamız işini çok ciddiye alan bir görevli tarafından sert karşılanıyor. Ne yani birbirimize bakmak da mı suç desek de görevli görevinden vazife çıkarmış bile. Ama bu saçma durum Allah’tan bir saati geçmiyor ve Cenk bulunduğu ikinci sınıfta boşalan iki koltuğa zıplayıp Çağla’yı çağırıyor. Boşa çıkan bileti Çinli dostumuza geri verip yolun geri kalanında oturduğumuz yerden camı açıp rüzgarı yüzümüzde hissederek, gördüğümüz harika manzaranın ve doğanın tadını çıkarıyoruz.

DSCF1116-001x

Bu arada istasyonda tanıştığımız ve halen ayakta yolculuk yapan Amerikalı arkadaşımız Jeremy'e bize bileti veren Çinliyi gösterip fazladan bileti olduğunun tüyosunu veriyoruz. Çağla’nın üst sınıftaki yerine de o geçiyor.

DSCF1093-001x

Yolculuk boyunca sayısız şelale görüp, derelerden geçiyoruz.

DSCF1061-001xBirçok farklı köy ve kasabayı yol boyunca geride bırakıyoruz.

DSCF0405-001x

Ve nihayet maceralı ve sonu iyi biten bir yolculukla terminale ulaşıyoruz.

NUWARA ELİYA

Nuwara Eliya’ya gitmek üzere indiğimiz Nanu Oya tren istasyonunda Chandra ile tanışıyoruz. Kendisi yolcu bırakmak için istasyona geldiğini ve uygun fiyata bizi Nuwara Eliya’ya götürebileceğini söylüyor, Jeremy ile beraber kabul ediyoruz. Kendisi, yol boyunca bize bölge hakkında bilgi veriyor.

DSCF1155-001x

Daha önce Hollanda sömürgesi olan Nuwara Eliya'da kahve ekimi yapılırken; bölgeyi İngilizler ele geçirdikten sonra tüm tarlalar çay ekimi için kullanılmaya başlanmış. Bu süreçte ormanların 2/3'ünün katledildiğini ve burada yaşayan hayvanların özellikle fillerin bir çoğunun öldürüldüğünü anlatıyor Chandra bizlere. 

DSCF1145-001x

Kalacak yer ayarlamadığımızı söyleyince bizi bildiği pansiyonları gezdirmeye başlıyor. Merkeze yakın ve harika bir bahçesi olan bir pansiyonda karar kılıyoruz.

Eşyaları bırakıp otel sahibinin ikramı olan Sri Lanka çaylarımızı içerken şoför Chandra ile ertesi gün için Nuwara Eliya turu için sözleşiyoruz. Chandra bize sabah 8'de başlayacak, çay bahçeleri, çay fabrikası ve beş şelale görebileceğimiz bir gezi programı vaadediyor. Zaman kaybetmeden merkeze yürüyoruz. Burada yapılacak pek bir şey yok. Yağmur hızlandığından otelin hemen yanıbaşındaki güzel parkı gezmeyi erteleyip, başımızı sokacak bir lokantaya atıyoruz kendimizi.

DSCF1140-001x

Lokantanın sahipleri Türkiye'den geldiğimizi öğrendikten sonra yoğun ilgi gösteriyorlar bize. Kısa bir süre sonra henüz yemeğimizin ortasındayken Cenk'i ısrarla akşam namazını kılmak için camilerine davet ediyorlar. Sonrası otele dönüş ve muhabbetle geçen bir gece olarak devam ediyor. 

21.12.2014  (Nuwara Eliya -> Sri Padra (Adam's Peak))

Sabah sözleştiğimiz saatte Chandra ile buluşuyoruz. Hava daha iyicene gözüküyor. Yemyeşil çay bahçelerinden, gürül gürül akan irili ufaklı çağlayanlardan geçiyoruz.

DSCF0400-001x

Özellikle bir tanesine tırmanmak yaklaşık yarım saatimizi alıyor. 

DSCF0457-001x

Şelalenin en tepesine tımandığımızdaki manzara nefes kesici görünüyor.

DSCF0473-001x

Bu arada üçümüzün de bir yerlerine sülüklerin yapıştığını farkediyoruz. En bahtsızımız Jeremy, çünkü çorabının üstünden de olsa sülük kendisine epey bir zaiyat vermiş. Biz ise erken farkettiğimizden nispeten şanslıyız. Tepede biraz oyalanıp aşağıya inerken kayan basamaklara karşı koyamayıp popo üstü bir kaç kez düşüyoruz.

Bir sonraki şelaleye giderken maymunlar da bize eşlik ediyorlar. Daha önceki seyahatlerimizde bazı maymun türlerinin oldukça asabi olabileceğini tecrübe ettiğimizden kendlerine pek bulaşmayarak hızlı adımlarla seyre gidiyoruz dev şelaleyi.

DSCF1231-001x

Buradan da ayrılıp tekrar yola koyuluyoruz. Bir süre sonra kötü bir kaza görüyoruz; koca bir kamyon yoldan çıkmış, Allahtan ölen ya da yaralanan yok! Aynı Türkiye'de olduğu gibi kalabalıklar hemen müdahil olmuşlar kaza yerine. Fazla oyalanmıyor, çay bahçelerine doğru yola çıkıyoruz.

DSCF1188-001x

Yemyeşil çay bahçelerinden geçerken burayı ister istemez son bir yıldır yaşadığımız Rize ile karşılaştırıyoruz. Aynı Rize'deki gibi kadınlar şapkalarını takmış, harıl harıl çay topluyorlar.Yalnız bir ara çay toplayan erkekler de olduğunu farkedip soruyoruz. Şu an yoğun bir sezon olduğundan erkekler de kadınlara yardım ediyorlarmış.

DSCF0426-001xChandra arabayı park edip, bize hem yeşil yapraklı çayları, hem de kahverengi-kızıl olanları gösteriyor. Bir de kokusuna bayıldığımız "lemon grass (limon otu)" bitkisinden topluyoruz.

DSCF1172-001x

Daha sonra ziyaret edeceğimiz çay fabrikasına gidiyoruz. Geleneksel kıyafetleri içinde Sri Lankalı bir kadın aşama aşama bize fabrikada çayın kurutulmasından, paketlenip satılmasına kadar olan safhaları anlatıyor.

DSCF1238-001x

Önce çaylar kurutuluyor, makinelerle ufalanıyor, büyük kalan yapraklarla küçük kalanlar ayrıştırılıyor. Çaylar 1 kaç saat fermentasyon işlemine maruz bırakılıyorlar. Bu arada yeşil çayın bu fermentasyon işlemine maruz bırakılmadığını, bu yüzden daha sağlıklı olduğunu öğreniyoruz. Daha sonra çayların boyutuna göre paketlendiklerini, çay boyu küçüldükçe tadının daha güçlü olduğu bilgisini alıyoruz, yani "dust" denilen en ufak boyunun tadı en güçlü olanıymış.

DSCF1250-001x

Daha önce Rize’de çay fabrikası gezen Cenk de bilmiş bilmiş kadınla sohbet ediyor. Dediğine göre Sri Lanka’da çay nasıl hazırlanıyorsa Türkiye’de de aynısıymış. Fabrikayı gezdikten sonra bahçedeki fabrika satış mağazasından çay satın almadan önce bize ikram edilen çayları içiyoruz. Çağla uzun zamandır sayıkladığı çikolatalı pastayı da çayın yanına katık ettiğinden keyfi yerinde. Burada biraz daha oyalanıp, alışveriş yaparak dönüş yoluna geçiyoruz.

Hava bize iyi davranıyor, güneş tepemizde. Dönüş yolunda buranın muhteşem doğasını seyrede seyrede gezimizi bitiriyoruz.

DSCF0516-001x

Jeremy ile vedalaşıp, Sri Padra (Adam's Peak, Adem Tepesi)’ya gitmek üzere tren istasyonunun yolunu tutuyoruz.

DSCF0416-001x

Bu arada Chandra Adem Tepesi’ne en yakın kasaba olan Dalhosie'de kalabileceğimiz bir yer tavsiye ediyor, biz de beğenince rezervasyonumuzu yapıyor.

Şimdiki istikamet Sri Pada nam-ı diğer Adam's Peak..