UDAİPUR

DSCF7919x

Otobüsümüz yaklaşık 12 saatte Udaipur'da olacak. Biletimiz yataklı "sleeper" sınıfından. Çöl yorgunluğu ile neredeyse  kafamızı koyar koymaz uyuyor ve gözlerimizi gün ağarmadan Udaipur'da açıyoruz.

21.11.2014  (Jaisalmer–> Udaipur)

Udaipur’a varınca bir tuk-tuka atlıyor, otobüste ayarladığımız otelin yolunu tutuyoruz. Hava henüz aydınlanmamış ve otellerin katı check-in kuralları sebebiyle öğlen 12'ye kadar odaya giremeyeceğimizin farkındayız. Tuk-tuk bizi karanlık sokaklardan geçirip, merkezde henüz kapısı kilitli otelimize getiriyor. Ürkek bir şekilde kapıyı çalıyoruz ve o an bizim için olabilecek en tatlı şey oluyor. Otel görevlisi otelde boş oda olduğunu söyleyip, ekstra ücret istemeden bizi odamıza götürüyor! Hemen bir duş alıp otobüs havasından çıkmaya çalışıyoruz. Biraz dinlenme sonrası  Udaipur'u keşfetmeye hazırız! 

Udaipur bir çok kişinin çevresindeki göllerden sebep "Doğunun Venedik’i" olarak adlandırdığı, 1568 yılında Maharana Udai Singh tarafından kurulmuş, romantik ve güzel bir şehir.

DSCF6237x

Aslında bugün bizim için çok önemli olan ve devamlı ertelediğimiz bir işe öncelik verme niyetindeyiz; bize ağırlık yapan kullanmadığımız ya da seyahatimiz esnasında aldığımız eşyaları postaya vermek. Bunun için tuk-tuka atlayıp, merkezdeki posta ofisine gidiyoruz. Ama öncesinde Hintlilerin pek çok resmi işlemde doldurulmasını şart koştukları meşhur formlarından doldurup, tüm eşyaları bir koliye yerleştirmek, bunu bir kumaşla paketletip dikdirtmek ve mühürletmek gerektiğini öğreniyoruz. Bu işlemler için 400 Rupi (16 lira) gibi fahiş bir fiyat ödeyerek, öğle arasının bitmesini beklemek için bir esnaf lokantasına giriyoruz. Burada son zamanlarda yediğimiz en güzel sarımsaklı “naan”ı ve ıspanaklı yemeklerimizi biryani ile katık ediyoruz. Her şey o kadar lezzetli ki elimizi yıkamak için getirdiklerini sonradan anladığımız limonlu suyu Cenk "aa hoşaf ikram etmişler" diyerek içince Çağla’nın tüm gün sürecek esprilerine malzeme oluyor. Yemeğimizi yiyip doğruca postanaye gidiyoruz, uzunca bir kuyruk sonrası yaklaşık 7 kg.lık paketimizi 1809 rupi (73 lira) karşılığında Türkiye'ye gönderiyoruz. Paketleme işi de dahil bu gönderinin kilogramı bize yaklaşık 12TL’ye mal oluyor.

Sonrasında bir tuk-tuka atlayıp yakınlardaki Fateh Sagar Gölü’ne gidiyoruz. Etrafta biraz oyalanıp, buradan Nehru adasına geçen bota atlayıp adayı gezmeye gidiyoruz.

DSCF7617y

Bu küçücük ada Hindistan keşmekeşinden çok uzak. Yeşil, bakımlı bahçeler, etrafta koşturan sincaplar ve rikşav veya arabasız, dolayısıyla kornasız atmosferi ile insanı rahatlatıyor.

DSCF7609x

Buradan ayrılıp Monsoon Palace (Muson Sarayı)’da güneşi batırmaya karar veriyoruz. Bu saray gerçekten de muson yağmurlarını izlemek için yüksek bir dağın tepesine Maharana Sajjan Singh tarafından yaptırılmış.

DSCF7673x

Aslında Maharaca buraya 9 kattan oluşan bir gözlemevi açmak niyetindeymiş ancak ömrü vefa etmemiş. Sarayın içi bakımsız kalsa da özellikle maymunlar (siyah suratlı barışçıl olanlardan) yanıbaşınızda koştururken, muhteşem manzarasında güneşi batırmak bize çok iyi geliyor.

DSCF6247x  

Burada bir “Sikh” aile ile de tanışıyoruz. Kızlarının da doktor olduğunu öğrenip biraz sağlık sistemi, biraz gezi programımız hakkında sohbet ediyoruz. Özellikle Sikh dinine mensup kişiler için çok önemli olduğunu bildiğimiz Amritsar'a gidemeyişimizin hikayesini anlatıyoruz, "mutlaka gitmelisiniz" deyip, bize Hindistan trenleri hakkında bazı tüyolar veriyorlar.

DSCF6305x

Manzaranın tadını çıkarıp güneşin ufukta kaybolmasıyla kapıda bizi bekleyen tuk-tukumuzu buluyor ve merkezdeki otelimizin yolunu tutuyoruz. Odamıza girmeden otelimize en  yakın  Gangori Ghat’a gidip Pichola gölünü seyredelim diyoruz.

DSCF7729x

Bu arada gözümüze çok güzel bir haveli çarpıyor; Bagore Ki Haveli. Bu haveli gündüzleri müze olarak hizmet veriyor; akşamları ise Rajastan müzikleri ve danslarının sergilendiği bir gösteriye ev sahipliği yapıyor. Hemen bilet kuyruğuna girip, gösteriyi beklemeye başlıyoruz. Saat akşam 8 gibi başlayan gösteriyi ayakkabılar çıkartılarak bahçesine koydukları minderde oturarak izleyebiliyorsunuz. Rajastan müziklerinin icra edildiği, folklorik dansların yapıldığı, zil gösterisi, kukla şovu ve finalde bir nenenin en az 10 katlı çömlekleri kafasına yavaş yavaş dizip kah dansettiği, kah cam kırıkları üzerinde yürüdüğü bölümlerden oluşan bu 1 saatlik gösteri çok hoşumuza gidiyor.

DSCF6423x

DSCF6412x

DSCF6456y

Bu arada Jaisalmer çöl gezisinde tanıştığımız Koreli Juan ile karşılaşıyoruz. Yarın sabah için Fort Kumbhalgarh’a  ve görkemli Jain tapınaklarının bulunduğu Ranakhpur'a gitmek için tur şirketleriyle yaptığı pazarlıkları anlatıyor. Bizim de görmek istediğimiz bu yerler için Juan'ın programına dahil oluyoruz ve ertesi sabah 07:30 gibi buluşmak üzere sözleşerek otelimizin yolunu tutuyoruz. 

22.11.2014  (Udaipur)

Sabah 07:30'da gelecek arabayı beklerken, bir şeyler yemek için oteldeki kafede oturuyoruz. Tam bu sırada Çağla'nın korkulu rüyası bir fare geçiyor önümüzden. Şu ana kadar Hindistan'da sayısız kez fare gördüğümüz için artık o kadar da panik olmasa da sandviçi yapan elemana burada fare olduğunu, şimdi önümüzden mutfağa girdiğini söylüyor. Eleman tanrıları fil başlı Ganesh için kutsal bir hayvan olan fareleri asla öldürmediklerini önündeki dev Ganesh posterindeki fareyi göstererek kanıta dayalı bir şekilde anlatıyor. Peki diyoruz peki ver bakalım sandviçleri de biz artık gidelim!

Şoför yaklaşık yarım saat kadar geç kalıyor, sonunda minik arabasıyla gözüktüğünde kahvaltımızı çoktan etmiş durumdayız. Hızla Juan'ı da beklediği yerden alıyor ve Kumbalgarh Kalesi’ne doğru 80 km'lik yola koyuluyoruz.

DSCF6577x

Bu kale 1443-1458 yılları arasında dönemin ünlü mimarlarından Mandan tarafından yapılmış ve 19. yüzyıla kadar genişletilerek geliştirilmiş. Burası ayrıca Newar halkı için çok kıymetli bir kişi olarak kabul gören Maharana Pratap'ın doğduğu kale olduğu için de önemli addediliyor. İçinde toplam 360 adet Hindu ve Jain tapınağı inşa edilmiş olan kale, 36 km.'lik surları ile Çin seddinden sonra dünyadaki 2. en uzun surlara sahip.

DSCF6543x

Oldukça büyük bir alanı kaplayan kaleyi yakan güneşin altında gezmeye başlıyoruz. Özellikle terasındaki manzara nefesimizi kesiyor, buradan meşhur uzun surları rahatlıkla görebiliyoruz.

Yaklaşık bir iki saatlik gezinti sonrası Ranakhpur'a doğru yol alıyoruz. Buradaki büyük tapınak Jain dini için çok önemli.

DSCF6741y

15. yüzyılda inşa edilmiş bu tapınağın yapımında yaklaşık 12.000 kişi, 63 yıl boyunca çalışmış. 1,5-2 saatlik bir yolculuk sonrası tapınaktayız.

DSCF6695x     

Dışarıdan görkemli görünen tapınağa girmeden önce ayakkabılar çıkarılıyor ve girişte tüm çantalarınız didik didik aranıyor; yiyecek ve içecekler çıkışta geri verilmek üzere  alınıyor. Artık Jain tapınaklarını kendine has işlemelerinden tanıyoruz.

DSCF6692y

Burada da Jain dini için dünyaya gelmiş 24 önemli figürün birincisi Adinath ve sonuncusu Mahavira'nın tasvirleri bulunuyor.

DSCF6617x

Jain dinine ait pek çok figür, fil ve yılan gibi kutsal kabul edilen hayvan heykelleri ve daha birçok detaylarla dolu mabeti geziyoruz.

DSCF6700x

Bizimle birlikte kalabalık bir öğrenci grubu da öğretmenleri ile birikte önce tapınağı tanıyor, daha sonra da meraklı gözlerle geziyorlar.

DSCF6707x

DSCF6714y

Yaklaşık 2 saat sonunda Juan'la buluşup, bizi Udaipur'a geri götürecek arabamızı buluyor ve yola koyuluyoruz. Juan Khajuraho'ya gitmek üzere tren garına giderken biz de Pichola Gölünün çevresindeki ghatları gezmeye çıkıyoruz.

DSCF8090x

Tam da bu sırada kalkmak hareket etmek üzere olan gölde gezinti teknelerinden biriyle karşılaşıyor ve son yolcuları olarak tura katılıyoruz. Yaklaşık 45 dakika boyunca yapılan göl turunda Şehir Sarayı, Raj Palace Hoteli, Jag Mandir Adası ve daha bir çok yapıyı yakından görme imkanımız oluyor.

DSCF6805x 

DSCF6823x

Bu sırada güneşi batırıp, motor turunu da sonlandırıyoruz. 

DSCF6791x

Sırada geldiğimizden beri dikkatimizi çeken tam merkezdeki Jag Dish Tapınağı’nı ziyaret var. Bu tapınak 1651 yılında Indo-Aryan mimarisi ile yaklaşık 25 yılda tamamlanmış bir Vishnu tapınağı. Girişinde iki taraflı, kocaman fillerin bizi karşıladığı tapınakta ayrıca diğer Tanrıları Shiva, Ganesh, Durga ve Surya için de tapınaklar bulunuyor. Biz ordayken onlarca kadın toplanmış, ilahiler eşliğinde ibadetlerini yerine getiriyor.

DSCF7937x

Sonrasında Yunan restoranı sanarak uzo ve meze niyetiyle girdiğimiz ve tesadüfen bulduğumuz Udaipur'un en yüksek restoranlarından biri olan Hint restoranında muhteşem Udaipur manzarası ile akşam yemeğimizi yiyor ve yorucu günü ardımızda bırakıp dinlenmek üzere odamıza çekiliyoruz.

DSCF7970x

23.11.2014  (Udaipur –> Mumbai)

Bugün Udaipurdaki son günümüz, akşam olunca Mumbai'ye gitmek  üzere otobüsüme bineceğiz. Sabah ilk işimiz günlerdir ertelediğimiz City Palace (Şehir Sarayı)’a gitmek oluyor. Bu saray Rajastan'daki sarayların en büyüğü olarak ün salmış. Saray Pichola Gölünün hemen kıyısında, bir tepenin üstünde konuşlanmış.

DSCF6785x

Giriş adam başı 115 rupi ancak fotoğraf çekmek için 225’er rupi daha istiyorlar. İçinde bir çok bölüm olan saray, hem Pazar gününe hem de okul gezilerine denk geldiğimizden olsa gerek çok kalabalık. Sıra sıra öğrenciler saraya girmek için bekliyorlar. Biz de burayı tek sıra halinde diğer turistlerin ve Hintli öğrencilerin peşine takılarak yavaş yavaş geziyoruz. İçinde bir müze ve bir de oteli barındıran saray Manak Mahal, Çini Mahal, Moti Mahal gibi bir çok ayrı saraydan meydana geliyor.

DSCF6976x

Buradan sonra konuştuğumuz birinin tavsiyesi üzerine şehri tepeden görme imkanı veren teleferiğe binmek istiyoruz. Tuk-tukla gittiğimiz yerde yaklaşık yarım saatlik bir kuyruk bekleme sekansından sonra nihayet teleferikteyiz.

DSCF7080x

10 dakikalık bir tırmanıştan sonra tüm Udaipur'u kuşbakışı gören tepeye varıyoruz.

DSCF7987x

Burada hem bir Hindu tapınağı hem de bir Müslüman dergahı bulunuyor.

DSCF7998x

Biz de buraları gezdikten sonra hem biraz soluklanmak, hem de manzaranın tadını çıkarmak için Güney Hindistan yemeklerinin ağırlıkta olduğu menüden kendimize göre bir şeyler seçiyoruz. 

Otobüsümüzün kalkmasına saatler kala şehre tekrar geliyor ve daha önce akşam gösterisi izlediğimiz havelideki (bkz. Bagore Ki Haveli) müzeyi  henüz kapanmadan gezmek istiyoruz. Aslında gölün hemen yanı başındaki bu havelinin kendisi, içinde bir müze olmasa bile başlı başına gezilecek kadar güzel gözüküyor. İlk katta onlarca maharaca ve maharani kuklası bizleri karşılıyor.

DSCF7168x

Rengarenk, büyüklü, küçüklü bu kuklaların bir kısmı satılık.

DSCF8109y

Diğer odalarda da o dönemde yaşayanların kullandıkları mobilyalar, silahlar, eşyalar, türban çeşitleri gibi bir çok obje sergileniyor. Bazı odalardaki aynalı ve vitraylı süslemeler göz alıcı. 

DSCF8126xx    

Buradan sonra otelimize dönüyor ve sırt çantamızı alarak Mumbai'ye gidecek otobüse binmek üzere otogara doğru yola çıkıyoruz. Yaklaşık 15 saat sürecek yolculuğumuzda uyuyabileceğimiz çift kişilik yataklı bir kompartman satın alıyoruz.

 

Devamı (Hindistan – Mumbai & Goa) için tıklayınız.