MEKONG DELTASI (CAN THO)

09.02.2015  (Saygon -> Can Tho)

Tur otobüsümüz Mekong Deltası'na gitmeden önce engelli kişilerin işçilik yaptığı geleneksel bir el işi atölyesinde duruyor. Sanatçıları el emeği göz nuru işlerini yaparlarken izleyip, tekrar yola koyuluyoruz.

DSCF2190x

Saat 11 gibi ulaştığımız "Quang Duc Pagoda" dışarıdan heybetli yapısıyla bizi etkilemeyi başarıyor. 

DSCF2688x

İçeride rahipler tarafından yapılan töreni izleyerek, bizi Orkide Adası’na götürecek teknede yerlerimizi alıyoruz. 

DSCF2708x

Yaklaşık 30 dakikalık gezinti sonrası vardığımız adada öğle yemeklerimizi yiyor ve tekne turumuza devam ediyoruz. 

DSCF2749x

Sonraki durağımız bir Mekong köyü. Bizi karşılayan yereller, hindistan cevizinden şekerleme hazırlanışını gösteriyor. Ülke ekonomisinin küresel pazarlara açıldığı 90'lı yıllardan önce çocukların yegane sevgilisi olan hindistan cevizi şekerleri; o günlerde çok popüler olsa da, günümüzde pek rağbet görmüyormuş.

DSCF2770x

İçlerindeki yılanların aroması ile tat bulan pirinç likörlerinin tadına bakıyoruz; dileyenler hem helvalardan, hem de bu "farklı" likörlerden satın alabiliyorlar. 

DSCF2774x

Daha sonra köylü kadınların kullandıkları ince salımıza biniyor ve yemyeşil akarsunun tadını çıkarıyoruz. 

DSCF2789x

Saldan indikten sonra orman yürüyüşü yapıp ulaştığımız köyde, sokmayan terbiyeli arılar ile tanışıyoruz. Yerliler, bu arıların yaptıkları balı bitkisel ilaç ve krem olarak da kullandıklarını anlatıp, kremleri tek tek herkese getirip deneterek, satmaya çalışıyorlar.

DSCF2807x

Sonrasında ikram edilen meyveler eşliğinde köylülerin verdikleri müzik dinletisini izliyoruz. Hep bir ağızdan “Vietnam, Ho Chi Minh” diye eşlik etmemiz isteniyor.Köyde üretilen bal ile tatlandırılan yeşil çaylarımızı da yudumladıktan sonra, geceyi geçireceğimiz Can Tho’ya doğru yola çıkıyoruz.

DSCF2819x

Akşam yemeğimizde fırsatını bulmuşken yılan etiyle hazırlanan çin böreklerinin ve kurbağa bacaklarının tadına bakıyoruz. Yılan etini tatsız bulsak da kurbağa bacakları tavuk tadında lezzetleri ile hoşumuza gidiyor.

Can Tho nehrinin kıyısında gezinmeye başlıyoruz, yılbaşı sebebiyle sokaklar ışıl ışıl, er yerde çiçekler.

DSCF2042-001x

Bu arada laf atılmadan, taciz edilmeden rahatça gezen genç kızların çokluğu, kalabalılarda huzuru tattırıp, doğunun medeniyeti bu olsa gerek diye düşündürüyor.

DSCF2903x

Gece marketlerini gezerken serçe kızartmalarının satıldığı tezgahlar ise dikkatimizden kaçmıyor.

DSCF2880x

Geceyi otelimizde noktalıyor ve ertesi sabah için enerji depolamak üzere odamıza çekiliyoruz.

 

10.02.2015  (Can Tho -> Saygon -> Nha Trang)

Sabah 7 gibi otelden ayrılıyor ve Mekong deltasında yol almaya başlıyoruz.

DSCF2921x

7 buçuk gibi ulaştığımız "Cai Rang Yüzen Marketi"ne vardığımızda teknemizin yanına kahve satan kayıklar yanaşıyor. Fransızların yaklaşık 150 yıl önce başlattığı kahve plantasyonları sonrası, ülke baget ekmeği benimsediği gibi kahveyi de benimsemiş. Kendilerine has bir demleme metodları olan Vietnamlılar için kahve şekerli içilen bir içecek. Bu nedenle şekersiz istiyorsanız en az bir kaç kez söylemelisiniz.

DSCF3001x

Yüzen marketi gezerken bir çok satıcıyı fotoğraflama imkanımız oluyor.Bu aralar anlaşılan karpuz revaçta.DSCF2958x

Geleneksel kıyafetler içinde muhtemelen evlilik fotoğrafları çektiren bir genç kızla,  sevgilisinin düğün öncesi fotoğraflanmalarına da tanık oluyoruz. Düğün fotoğrafları için belki de buralarda klasik, bizim içinse orjinal bir tercih olmuş.

DSCF2980x

Daha sonra “pho”nun (Vietnam usulü “noodle”ların) yapılışını öğrendiğimizi bir aile işletmesine gidiyoruz.

DSCF3013x

Ana maddesi "pirinç" olan bir karışımla hazırlanan bu besin maddesi, Vietnamlıların tüm öğünlerinde tükettikleri temel gıdaları.

DSCF2160-001x

Deltanın tümüne hakim olan su kanallarını gezerek ulaştığımız bir köyde bisiklet kiralıyor ve sarı yıldızlı kızıl Vietnam bayraklarının, bahçelerini süslediği köy evlerinin arasında tek sıra ilerliyoruz.  Orak – çekiç figürleri ile sık sık karşılaştığımız bu coğrafyada dolaşırken, Hindistan’ın  “”Alappuzzha” kentinde geçirdiğimiz günler geliyor aklımıza. 

Maymun Köprüsü’ne (Monkey Bridge) geldiğimizde, bambu dallarından yapılmış bu köprüyü tek sıra halinde geçiyoruz.

DSCF3023x

Köprünün diğer tarafındaki pirinç tarlalarında geziyor; dönüşte de tarla sahibinin ikram ettiği “guava” ve “jack fruit” meyvelerinden yiyoruz. Burada “guava”ların tuz ve kırmızı bibere banarak yediklerini ve Çağla’nın bunu yaparken kendinden geçtiğini belirtmezsek olmaz.

DSCF3041x

Tarlalardan ayrılıp, tümünün tek bir kökten yeşerdiği devasa bir kutsal ağacın yer aldığı  bir tapınağı ziyaret ediyoruz. 

DSCF3044x

Tek sıra bisikletleri bırakmak üzere köye döndüğümüzde, bizi bir sürpriz bekliyor. Rehberimiz dileyenler için barbeküde kurbağa, fare, serçe ve yılan olduğunu söylüyor.

DSCF3069x

Tanıştığımız İsviçreli arkadaşlar fare ve kurbağa ızgara alınca Cenk yanlarında bitip farelerine ortak oluyor. Fareler ile oldu olası anlaşamayan Çağla’nın modu düşse de, masadaki fare eti hakkındaki yorumlar beklenenin aksine son derece olumlu. Tavuk ile kırmızı et tadı arasında olan fare eti, kültürel öğretilerimiz aksi yönde olsa da gayet güzel yenilebilir. Canlı canlı ızgaraya atıldığı için yılanı, içimiz cızladığı için de serçeyi tatmak istemiyoruz. Dönüş için bizi götürecek tekneye binip, öğlen 12’de Can Tho’ya varıyoruz. Öğle yemeğinin ardından atladığımız Hanoi otobüsü, akşam 17 gibi kalabalık şehre varıyor. Kuzey Vietnam’a doğru yolculuğumuzun ilk adımı olan Nha Trang otobüsünde zor da olsa yer buluyoruz, maalesef en arkadaki koltuğumuz 3 kişilik, yerimizi bir yabancıyla paylaşacağız. Vietnam’ın aralarında koridor olan, üç sıra, çift katlı, en arkası dışında tek kişilik yataklı koltuklarda seyahat edilen meşhur otobüslerindeki ilk maceramız akşam 19:30’da başlıyor.

DSCF3082x

 

Devamı (Nha Trang) için tıklayınız