Hue

HUE

14.02.2015  (Hoi An -> Hue)

12:30 gibi Hue’ye varıyoruz. Otobüsten iner inmez bizi karşılayan bir pansiyon görevlisi ile kişi başı geceliği 4.49€'a anlaşıp, otele ücretsiz transfer ediliyoruz. İlk iş ertesi gün gideceğimiz DMZ (De-Militarized Zone) turunu ve akşamında Hanoi’ye gidecek otobüsümüzün biletini ayarlamak oluyor. İyice yaklaşan yeni yıl nedeniyle bilet fiyatları uçmuş durumda. Bizdeki bayram tatillerinde olduğu gibi bilet bulmak çok zorlaşıyor ve haliyle  işin içine fırsatçılık da dahil oluyor. Bilet fiyatları 3 kata kadar artış gösterebiliyor. 12 saatlik yolculuk için kişi başı 24.27€ para ödemek zorunda kalıyoruz. 

Vizemiz 20 Şubat’ta dolduğu için Vietnam seyahatimizin ilk gününden beri koşuşturma içindeyiz. Hoi An’da olduğu gibi Hue’de de vaktimiz kısıtlı. Saat 13:30 olmuş bile ve biz ertesi sabah 6:30’da otelimizden ayrılacağız.

Becerikli ve yardımsever resepsiyonistimiz ile yarım günde nereleri gezebileceğimizi konuşuyoruz. Ne yazık ki Hue’de görülecek yerler birbirine yakın değil. Bisiklet, motorsiklet, ya da özel araç kiralayarak dolaşabiliyorsunuz, ancak bunun için en az bir tam güne ihtiyacınız var. Parfüm Nehri’nde sabahtan yola çıkan teknelerle seyahat etmek de bir opsiyon. Biz Kral mezarlarını ve “pagoda”ları gözden çıkartıp Hue’nin merkezinde yer alan Hue İmparatorluk Kenti’ni ve vakit kaldığı sürece merkezdeki yerleri gezmeye karar veriyoruz. 

Otelimizden yürüyerek  nehri geçiyoruz. İmparatorluk Kenti’nin dış surlarından girer girmez "cyclo" denilen bisikletli taşıyıcılar etrafımızı sarıyor. 400 bin dongdan 150 bin donga indirdiğimiz fiyat karşılığında 1 saat bizi eski kentte dolaştırmayı kabul ediyorlar.

İlk durağımız dış surlarda yer alan Kuzey kapısının kuleleri. Eski kenti tepeden izliyor, yolumuza devam ediyoruz. Evlenme seremonilerinin yapıldığı yemyeşil bahçeleri geziyor, huzur veren ortamın tadını çıkarıyoruz. Sonra Ho Chi Minh’in ailesiyle beraber yaşadığı sade evi ziyaret ediyoruz.

DSCF2740-001x

Kucak kucağa bisiklet gezimiz şehrin etrafında tam bir tur attıktan sonra İmparatorluk Şehri’nin giriş kapısında sona eriyor. Saat 15’te kişi başı 120 bin dong ücret ödeyerek “Noon” kapısından içeri giriyoruz. 1803 yılında inşasına başlanan İmparatorluk Şehri, 1947 ve 1968’teki bombardımanlar sırasında neredeyse yerle bir olmuş.

Şehrin en önemli yapısı Thai Hoa Sarayı. Burası seremonilerin, resepsiyonların ve ağırlamaların yapıldığı şaşalı bir salon. 1803’te inşa edilen, 1833 ve 1923’te yenilenen bu salonda fotoğraf çekmemize izin verilmiyor. Bir çift binadan oluşan saray özellikle kendine has çatısıyla ün salmış. Çatıdaki ejderha, güneş ve ay, imparatorluğu ve doğu felsefesini temsil ediyormuş. Ejderha ve bulut süslemeli kolonlar ise İmparator ve ona bağlı olanlar arasındaki ilişkiye gönderme yapıyormuş. Tavan kirişleri sıra sıra, resim ve şiirler ile bezeliymiş ve  Çince yazılı şiirlerinde en çok " barış" temasına gönderme yapılıyormuş. 

DSCF3634x

Sarayın salonundaki imparatorluk tahtı ince ve profesyonelce işlenmiş ve altın ile kaplı imiş. Kırmızı ve altın renkleri imparatorluğa ait olduğu için tüm saray ağırlıkla bu iki rengi içeriyor. 100 kadar değerli binanın bulunduğu İmparatorluk Şehri’ndeki bir sonraki durağımız tapınakların bulunduğu Güneybatı köşesi. İlk olarak Phung Tien ve Hung To Mıeu Tapınaklarını geziyoruz.

DSCF3590x

Daha sonra The to Mieu Tapınağı’na giriyoruz. Biz oradayken avluda yer alan Hien Lam Pavyonu’nda saray müzisyenlerinin gerçekleştirdiği gösteri, havamızı değiştiriyor ve yüzlerce yıl geriye gidiyoruz. 

DSCF3586x

Tapınaklardan sonra imparatorların anne ve büyükannelerinin yaşadığı bölüme geçiyoruz. Sırasıyla Dien Tho Bölümü, Ta Tra Binası, Phuoc Tho Tapınağı, Tho Ninh Palası ve Truong Du Pavyonu’nu ziyaret ediyoruz. 

DSCF3597x

Tho Ninh Palası’nın sıralı içbükey ve dışbükey yapılı çatısını özellikle çok beğeniyoruz.

DSCF3609x

İmparatorluk Şehri’nin tüm batısını içeren Kraliyet Bahçeleri, imparatorun dinlenme ve eğlenmesinin sağlandığı alanları içerdiği gibi prenslere eğitim verilen bölümlere de sahip. 

DSCF3627x

Kraliyet Bahçeleri’nden, Yasak Mor Kent (Forbidden Purple City)’e geçiyoruz.

DSCF3629x

İmparator ve ailesinin yaşadığı, bizdeki harem ile benzerlikler gösteriyor. Son olarak Fransız mimarisinin izlerine sahip tiyatro binasını geziyoruz.

DSCF3643x

Günümüzde Hue Güzel Sanatlar Koleji olarak hizmet veren İmparatorluk Hazine Binası’nın yanından çıkış yaparak Savaş Müzesi’ne gidiyoruz. Kapalı olan müzenin bahçesinde sergilenen hava ve kara araçlarına uzaktan bakıp bir şeyler yemek üzere arayışa giriyoruz

İlk kez Japonya'da açılmış, tüm Güney Asya'da ünlü olmuş fastfood zinciri Lotteria’da Asya  usulü hamburger ve tavuklarımızı yedikten sonra rengarenk köprüden karşıya geçiyoruz.

DSCF3735x

Renkli ışıklarla aydınlatılmış köprü, uzaktan da güzel gözüküyor.

DSCF2823-001x

Yeni yıl hazırlıkları Hue’yi de ışıl ışıl kılmış. Günlerden Sevgililer Günü olması nedeniyle sokaklar daha canlı görünüyor.

DSCF2833-001x

Nehir boyunca yürüyor, rengarenk sokak yemekçilerini fotoğraflıyoruz.

DSCF2811-001x

Sahildeki sanatçıları izleyip, şehrin İstanbul Mahmutpaşa benzeri hareketli pazarlarını geziyoruz.

DSCF3806x

Ertesi sabah 5 buçukta kalkacak olduğumuzdan, gecemizi fazla geç olmadan noktalıyoruz. Zaten Hue’de gece hayatına yönelik karaoke barları dışında herhangi bir mekanla da karşılaşmıyoruz. 

Bir Cevap Yazın