SAYGON (HO CHİ MİNH KENTİ)

07.02.2015  (Bangkok -> Saygon (Ho Chi Minh City))

Havalimanına indiğimizde akşam saat 16’yı gösteriyor. Çantaları beklerken, hep başımıza gelmesinden korktuğumuz şey oluyor: yürüyen bantlarda sırt çantalarımız yok! Çaresizce bir süre daha bekleyip, kayıp bölümünün yolunu tutuyoruz. Öğreniyoruz ki; aktarmalar  sırasında sırtçantalarımız yüklenememiş. Resmi prosedürleri hallettikten sonra en geç 2 gün içinde çantalarımızın teslim edileceğinin sözünü alıp, ATM’den para çekiyor (1 TL = yaklaşık 8.700 VND (Vietnam Dongu)) ve şehir merkezine gidecek bir araç aramaya koyuluyoruz.

Taksi bulamayarak ortalıkta gezinirken önümüzde duran sivil aracın şoförüne her nasılsa güveniyor ve pansiyonumuza gitmek üzere anlaşıyoruz. Pansiyonumuz Ms. Yang Homestay (gecelik kişi başı 200bin dong) hem merkezi, hem de konukları ile süper ilgili bir işletme.

Odamıza yerleşip soluğu sokakta alıyoruz. Her yer canlı, insanlar güler yüzlü.

DSCF2365x

İlk dikkatimizi çeken aşırı yoğun motosiklet kullanımı oluyor. Sokaklar motorsikletlilerden geçilmiyor desek yeri! Sonradan öğreniyoruz ki, şehirde 3,5 milyon motosiklet kullanıcısı bulunmaktaymış. Devlet ise bu duruma el koyup, hem trafikteki karmaşayı, hem de hava kirliliğini azaltmayı hedefleyerek, önümüzdeki yıllar için toplu taşıma araçlarına yatırım yapmayı planlamış.

DSCF2155x

Bulunduğumuz bölgeyi kısaca gezip yerel yemekler yiyebileceğimiz bir restoran seçiyoruz. Kaldırımlara serilen masa ve taburelere oturup Lau ca keo (güveçte balık), kalamar ve midyeleri mideye indiriyoruz. İşlek bir caddenin ortasında olduğumuz için uzun süre yerel halkı ve hayatın akışını gözlemleme şansımız oluyor. Sabah Cu Chi Tünelleri’ne gideceğimiz için geceyi erken sonlandırıyoruz.

08.02.2014  (Saygon ve Cu Chi Tünelleri)

Sabah erkenden kalkıp Cu Chi tünellerine gidecek tura katılmak üzere otobüse biniyoruz. Cu Chi, Saygon'a 70km uzaklıkta, savaş zamanında km'lerce uzunluktaki yeraltı tünelleriyle meşhur bir kasaba. 1960'lı yıllarda yapımına başlanan bu tüneller, 5 yıl içinde yaklaşık 200km'ye kadar genişletilmiş ve içlerinde yatakhane, hastane ve mutfak gibi alanları da barındırıyormuş.

Saat 11 sularında tünellerin olduğu alana varıyor ve gezimize başlıyoruz. Seyahatimiz boyunca hiç karşılaşmadığımız kadar Türk ile karşılaşmamızdan anladığımız kadarıyla Türkiye'deki tur şirketleri Vietnam'a ve özellikle buraya bir çok tur düzenliyorlar.

Tünellerin olduğu bölgeye girdikten sonra rehber bize Vietkongların (Komünist Vietnam gerillaları) Amerikan piyadeleri ile olan çetin mücadelesini anlatmaya başlıyor. Yapısal olarak zaten minyon olan Vietnamlılar, bu özelliklerini bir avantaja çevirerek yalnızca kendilerinin sığabileceği genişlikte tüneller örmüşler. Ördükleri bu tüneller her 100 metrede bir iyice daralıyormuş. Tüneller, içerdikleri bubi tuzakları ile farklı kollara ayrıldığı için, Amerikan ordusunun bu tünellere girebilmeleri için seçtiği minyon yapılı, dörder askerden oluşan özel timleri bile, Vietkongların bu tünelleri ile başa çıkamamış. 

Rehberimiz daha sonra  Amerikan ordusunun tünellerin haritasını çıkarmaları ve gerillaların saklandıkları alanları belirlemeleri için yetiştirdikleri köpeklerden bahsediyor. Bu stratejiden de bir sonuca ulaşılmamış, üstelik bu köpekler yiyecek bulamayan tünellerdeki Vietnamlılar için ciddi bir protein kaynağı oluşturuyormuş.

Bir ara yapraklarla kaplı zemine eğilip minicik bir kapağı kaldıran rehberimiz hop diye içine girdiği tünelin, üstüne kapağını da kapatınca tamamen görünmez oluyor. Rehberden sonra isteyenler de bu minicik tünellere girerek, bu olayı tecrübe edebiliyorlar. Cenk de bu meraklılar kervanına katılıyor.

DSCF1772-001x

O dönemdeki temel besin kaynağının “tapiyoka” isimli  bir kök üzerine serpilmiş yer fıstığı olduğunu anlatan rehber bize bu bitkiyi tattırıyor. Hem tadı ile hem de görüntüsü ile tapiyoka bize tatlı patatesi andırıyor. Bu arada uçakların attığı bombaların oluşturduğu çukurlar ve su göleti olarak kullanılan alanlar halen görülebiliyor.

DSCF1791-001x

Rehber, bize infilak etmeyen bombaların dikkatlice sökülüp, çıkarılan barutundan fişek, eritilen metalinden bubi tuzağı hazırlanan atölyeleri ve şaşırtmalı iz bırakmak için tabanları farklı yönlere bakan, kamyon lastiğinden gerilla ayakkabısı üretilen imalathaneleri gösteriyor.

DSCF2224x

Tünellerde yemek pişirirken çıkan dumanların bacaları uzatarak başka bir noktadan verilmesi gibi bir çok zekice strateji geliştiren Vietnamlılar'ın hazırlamış oldukları acımasız bubi tuzaklarını görüyoruz sonrasında. Bu özgürlük mücadelesinden etkilenmemek mümkün değil!

DSCF2197x

Tünellerin neye benzediğinin anlaşılması için girebileceğiniz kısa bir bölüm muhafaza edilmiş. Ancak bu turist tüneli savaş zamanı olduğundan % 40 kadar genişletilmiş. Geçirdiğimiz 3 dakika sonrası ter içinde ve nefes nefese kaldığımız bu tünellerde Vietnamlıların bazen 5 gün, 5 gece hiç çıkmadan kaldığını düşününce, yaşadıkları zorlukları anlamak da zor olmuyor. 

DSCF1790-001x

Tünel gezisinin sonunda, isteyenlerin Kalaşnikof (AK47) ve M16'larin 10 mermisini 400 bin dong karşılığında ateşleyebildikleri atış alanına geçiliyor. Bu da buraya gelen insanların, Vietnamlılar'ın çektikleri acıları paylaşmalarının beklendiği Chu Chi tünellerine ironik bir hava katıyor. Biz atış yapmamayı tercih ediyoruz.

DSCF2217x

Saat 14:30 gibi Saygon’a geri dönüyor ve turdan ayrılıyoruz. İlk durağımız War Remnants Museum (Savaştan Geriye Kalanlar Müzesi). Bahçesinde Amerikalılar'dan kalan tank, helikopter ve hatta uçakların sergilendiği müzeyi gezmeye başlıyoruz.

DSCF1856-001x

DSCF2315x

Müzenin bahçesinde bir de Con Dao adasında politik suçlardan hapishaneye atılmış suçluların maruz kaldığı işkencelerin anlatıldığı bir bölüm bulunuyor."Tiger cage (kaplan kafesi)" denilen 1,5 metre yüksekliğindeki  kafeslerde 5 ila 14 tutuklunun tutulmaları ve türlü işkenceler sonucu yaşadıkları olaylar etkileyici bir şekilde anlatılıyor.

DSCF1861-001x

Üç kattan oluşan müzenin içine girildiğinde ise savaş, fotoğraflar kullanılarak tüm acımasızlığı ile sistematik bir şekilde anlatılıyor.

DSCF2233x

Ayrıca kullanılan silahlar ve bombalar da sergileniyor. 

DSCF2253x

Kulanılan yüzlerce mermi de sergilenenler arasında.

DSCF2261x

Bizi etkileyen bir başka bölüm ise kullanılan kimyasal silahlar nedeniyle anomali ve genetik hastalıklarla doğan kişilerin hikayeleri ve fotoğraflarının ayrıntılı bir şekilde gösterilmesi oluyor.

DSCF2283x

8 Haziran 1972 yılında, Vietnam savaşı sırasında çekilen bu fotoğrafta 9 yaşındaki bir kız çocuğu, Güney Vietnam hava kuvvetlerinin napalm bombası saldırısından sonra Trang Bang sokaklarında çırılçıplak koşuyor. Fotoğraf çekilirken "Çok sıcak, çok sıcak" diye bağırdığı söylenen küçük kızın, bu fotoğraf çekilmesinden hemen sonra sırtındaki ağır yanık sebebiyle aylarca hastanede kalarak, 17 operasyon geçirip, cilt transplantasyonu yapılarak iyileşebildiği gibi ayrıntılar öğreniyoruz. 

Bu fotoğraf daha sonra fotoğrafçı Nick Ut'a Pulitzer ödüllü kazandırmış ve Vietnam savaşının sembol fotoğraflarından biri olmuş.

DSCF1821-001x

En alt katta ise Vietnam savaşı sırasında hem Amerika'da, hem de diğer ülkelerdeki savaş karşıtı gösterilerin  fotoğraflarına yer verilmiş.

DSCF2293x

Çok etkileyici ve yürekleri burkan bu müzeyi gezdikten sonra, savaşın acımasızlığını iliklerimize kadar hissediyoruz.

DSCF2274x

Müzenin bahçesindeki kafede soluklanmak için oturduğumuz kısa aralıkta Çağla'nın kabusları kocaman farelerden görüyoruz. 1,2,3 derken hemen kafenin köşesindeki yoğun trafikten anladığımız kadarıyla bu farelerin muhtemel yuvaları olduğuna kanaat getirdiğimiz kafeden hemen ayrılarak, Saigon nehrine doğru yürüyoruz.

DSCF1867-001x

Yolumuzun üstünde tüm görkemiyle Notre-Dame Bazilikasını görüyoruz. Dışarısı oldukça kalabalık, içerideki dini ayini motorlarından dahi inmeden izleyen muhtemelen Hristiyan Vietnamlılar, alışık olmadığımız bir manzara sergiliyorlar.

DSCF2382x

Dinsel tören henüz başlamış.

DSCF1919-001x

İçerideki töreni biraz izleyip, hemen karşısındaki henüz kapanmakta olan Saygon Posta ofisinde alıyoruz soluğu.

DSCF2434x

Biz vardığımızda postanenin demir parmaklıkları yeni kapatılıyor. Biz de parmaklıklar ardından, evlerine gitmek üzere masalarını terk eden rengarenk geleneksel kıyafetler içindeki devlet memurlarını izliyoruz.

DSCF2429x

Anlıyoruz ki, Vietnam’da da kadın memurlar Sri Lanka’da “sari” giymek zorunda olan meslektaşları gibi geleneksel kıyafetleri "Ao dai” ile işbaşı yapıyorlar. "Ao" vücudun üst tarafını kapatan kumaş, "dai" ise uzun demekmiş ki bu da geleneksel kıyafetlerini anlatmak için yeterli. Bu kıyafet Çağla'nın bu zamana kadar gördüğümüz geleneksel kıyafetler içindeki favorisi oluyor.

DSCF2454x

Đồng Khởi Caddesi’nde ilerlerken lüks oteller ve mağazalar sıklaşıyor.

DSCF2511x

Karşımıza çıkan opera binasına göz atmak isterken, yaklaşık bir buçuk saat sonra başlayacak geleneksel gösteri dikkatimizi çekiyor.

DSCF2515x

Kapıdaki görevliler indirim yaparak aklımızı çeliyor ve biletlerimizi alıp yaklaştığımız nehri görmek için hızlanıyoruz. Saygon Nehri kıyısında yüzen restoranların yanı sıra halkın vakit geçirdiği sevimli yürüyüş yolları ile karşılaşıyoruz.

DSCF2535x

Hindistan’da tanıştığımız Güney Koreli bir arkadaşımızın Vietnam hakkında uyardığı bir şeyi hatırlıyoruz; "6 şeritli yoldan geçmeye çalışırken yaya geçitlerinde bile olsanız motorsikletler siz karşıdan karşıya geçerken durmuyor, sizin kararlı yürüyüş temponuzu takip ederek önünüzden ya da arkanızdan geçecek şekilde hızlarını ve yönlerini ayarlıyorlar. O nedenle siz siz olun, Vietnam’ın bu yazılı olmayan kuralını unutmayın."

DSCF2566x

Opera binasında, saat 20’den 21’e kadar süren gösteri, bizi eğlendirmeyi başarıyor doğrusu. Geleneksel ve modern öğelerin beraber sunulduğu yüksek tempolu gösteriyi bir nefeste izliyoruz.

DSCF2599x

Görüntü alınmasına yalnızca görüntünün başında izin verilen gösterinin ardından genç sanatçılar dakikalarca süren alkışı hakediyorlar.

DSCF2602x

Çıkışta Vietnam’ın milli yemeği olan “pho" denilen noodle çorbası içerek, pansiyonumuza doğru yola çıkıyoruz. Yol üzerinde tesadüfen karşılaştığımız gece marketinde, gece yarısına kadar vakit geçiriyoruz. 

DSCF2633x

Rengarenk pilavlar ilgimizi çekiyor.

DSCF2637x

Sırtçantalarımız halen olmadığından yarın için bir kaç parça eşya alarak pansiyonun yolunu tutuyoruz. 

Pansiyonumuza vardığımızda saat gece 1’e geliyor. Kaybolan bavullarımızın havayolu şirketi tarafından bırakıldığını görünce sevinç gözyaşları içindeyiz! 

Ertesi gün sabah erkenden kalkıp Mekong Deltası turuna katılmaya karar veriyoruz.

09.02.2015  (Saygon -> Can Tho)

Uykumuzu alamadan kalkıp tur otobüsümüz kalkacağı ana caddeye doğru yollanıyoruz. Yol üzerinde çıkan bir yangın nedeniyle ilerlemeyen  Saygon trafiğini, kaldırımlardan gitmekten çekinmeyen taksi şoförümüz sayesinde atlatarak, geç kalmadan acentaya ulaşıyoruz. 8 gibi otobüsümüz hareket ediyor.